banner51

'Türkiye Tarihinin En Büyük Dış Yatırımcısıyız'

Üç Gazeteci Bir Konuk programının bu haftaki konuğu SOCAR Türkiye Başkanı Kenan Yavuz oldu. Yavuz, SOCAR tarafından Türkiye'ye yapılan yatırımın cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımı olduğunu söyledi.

 
Ben TV’de yayınlanan, usta gazeteciler Erol Yaraş, Hamdi Türkmen ve Ünal Ersözlü’nün her hafta dikkat çekici konuklara çarpıcı sorular sorduğu Üç Gazeteci Bir Konuk’ta konuk koltuğuna Kenan Yavuz oturdu. PETKİM'in 50. yılı ve SOCAR'ın Türkiye'deki hedefleriyle yatırımlarının masaya yatırıldığı program çok konuşulacak ifadelere ev sahipliği yaptı.
 
“PETKİM mücadelesini tek başına verir”
 
Programın başında Erol Yaraş’ın PETKİM’in kuruluşundan günümüze genel bir değerlendirme istediği Kenan Yavuz, dikkat çekici rakamlar verdi ve “PETKİM çok gariban bir şirkettir, mücadelesini tek başına verir.” ifadesini kullandı.
 
“Türk ekonomisinin ana direklerinin PETKİM’in kurulduğu dönemde dikildiğini görüyoruz. TÜPRAŞ, PETKİM, Ereğli, Seydişehir gibi birçok temel direğin bu dönemde hayata geçtiğini görüyoruz. Dünyada bu konuyla ilgili çalışmalar 1950’li yıllarda başlıyor ve Türkiye’de 1960’lı yıllarda bu sektörü yakalıyor. Doğru zamanda doğru sektöre adım atılmış. Sanayide muhakkak ara mal üretmelisiniz. Türkiye’nin hammaddesi yok. Hammadde olmayınca ara mal üretmelisiniz. Eğer bunu üretmezseniz üniversiteleri kapatın, hiçbir işe yaramazlar. Bunu yapamazsanız elinizde sadece işçilik kalır. Türkiye bu gerçeği görmüş ve demir-çelik ve petrokimya sektörlerinde uygulamaya geçmiş. 1965 yılında PETKİM hayata geçiyor ve 1985 yılında da Aliağa tesisleri hayata geçiyor. PETKİM’in şanssızlığı şu ki hayata geçtikten kısa süre sonra özelleştirme kapsamına alınan bir şirket oluyor. 1986’dan 2008’e kadar hiçbir işlem yapılmıyor. Özelleştirme kapsamında tutuyorsunuz ama özelleştirmiyorsunuz. Yatırım yapmıyorsunuz. 90’lı yıllarda PETKİM’in yıllık kazançları 500-600 milyarları bulan inanılmaz rakamlar olarak görülüyor. Buna rağmen sırf özelleştirilecek diye çivi dahi çakılmıyor. Bu kuruluşlar istihdam deposu olarak kullanılıyor. Buralar teknolojiyi ve pazarı takip etmek yerine yalnızca eleman sayısında büyüyor. Türkiye bir KİT mezarlığı. Sümerbank, SE-KA gibi şirketler bunların örnekleri. Neden bunlar mezara gitti? Ayakta kalanlar neden ayakta kaldı? Bunun gelecek kuşaklara ibret olarak aktarılması lazım. PETKİM’in Aliağa tesisinde bugün 2 bin 400 kişi çalışıyor. PETKİM’in Yarımca tesisindeyse zamanında Aliağa’nın 12’de 1’i olmasına rağmen 4 bin kişi çalışıyormuş. Ben 2003 yılının sonunda PETKİM’e geldiğimde kişi başı üretim 150-200 ton iken Avrupalı rakibin üretimi bin ton seviyesindeydi. Rekabet şansınız var mı? 2008 yılında bu şirket 4 milyar dolara yüzde 51 hisseyle SOCAR tarafından satın alındı. Şimdi kişi başı üretim Avrupa ile aynı seviyede. Yine de rekabette sıkıntı çekiyoruz çünkü hammadde entegrasyonu yok. 
 
Rakipleriniz Çin, Singapur, Suudi Arabistan gibi ülkeler. PETKİM çok gariban bir şirkettir ve mücadelesini tek başına verir. Tek başına rekabet etmek bir faciadır. Siz bir kişisiniz rakibiniz bin kişi. Siz bir kere gidiyorsunuz bürokrasiye ama rakipleriniz bin kere gidiyor. Tüm bu yapıyı ortadan kaldırmak için biz de entegrasyona gidiyoruz. 
 
“Bu bir başarı hikayesi”
 
Yavuz, PETKİM’in rakiplerinin fiyat kıstası olarak kendi firmalarını referans aldıkları yönündeki iddianın da doğru olduğunu söyledi ve rekabet vurgusu yaptı.
 
“Referans fiyatları rakiplerimizin PETKİM’dir. PETKİM’in altında fiyatlandırma yaparlar. Bununla başa çıkma anlamında hızlı ürün desteği ve lojistik olarak ön plana çıkıyoruz. Ürün satışı sonrası hizmetlerle ön plana çıkıyoruz. Müşterilerle ilişkilerle ön plana çıkıyoruz. Tüm bunlar önemli avantajlar ama KİT’ler dediğimiz zaman PETKİM’in bir KİT olarak kendini koruması, hayata dönmesi ve bunun ötesinde Türkiye’nin en büyük yatırımlarıyla çekim merkezine dönüşmesi Türkiye’nin, İzmir’in, Azerbaycan’ın ve SOCAR’ın başarı hikayesidir.”
 
“PETKİM dünyanın en pahalı özelleştirmesidir”
 
PETKİM’in özelleştirilmesinde kurumun düşük bir ücrete satıldığı eleştirilerine sert tepki gösteren Yavuz, tam aksine PETKİM’in dünyanın en pahalı özelleştirmesi olduğunu söyledi.
 
“2008 yılında PETKİM, SOCAR’a çok yüksek fiyatla satıldı. Dediler ki, 4 milyara sattın bize burayı hadi gel yap. PETKİM dünya tarihindeki özelleştirmelerin en pahalı satışıdır. 26 çarpanla satılmıştır. Yani buraya verdiğiniz parayı 26 yılda çıkarırsınız. Ucuza satıldı vs dediler ama para devletin kasasında. Versinler o parayı bana 1 PETKİM daha kurarım. Alt tarafı boru… PETKİM 2008 yılında satın alındıktan sonra rafineri lisansı da alındı. Türkiye’de 40 yıldan beri ilk kez yeni bir rafineri yapılıyor. SOCAR, Azerbaycan’da devlet şirket ama Türkiye’de özel sektör. Bugüne kadar Türkiye’de devlet dışında böyle bir yatırıma kimse cesaret edemedi. Rafineri yatırımına 5,6 milyar dolarla başladık. Bu rafineri PETKİM’in hammaddesini üretecek. Rekabette en önemli dezavantaj ortadan kaybolacak. Türkiye bugün hammaddenin tamamını ithal ediyor. Bunu ortadan kaldıracağız. Cari açığımızın 1 ve 2 numaraları petrol ve rafineridir. Tam 26 milyar dolarlık bir cari açıktır bu. Enerji dışında cari açığın yarıdan fazlası buradan gelir. Biz bu yatırımla cari açığa en önemli neşteri vuruyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nde reel sektör tarihinin hazine garantisi olmadan 18 yıllık proje kredilendirmesiyle en büyük yatırımıdır bu. 23 banka katıldı buna. Türkiye’de eskiden 6 aylık 9 aylık kredi bulmak bile mümkün değildi. Bugün 18 yıllık kredi başarı göstergesidir. Türkiye’nin en büyük 3. limanını açıyoruz. Bu yıl Eylül-Ekim ayında limanımızı açacağız. Alsancak Limanı’nın 2 katı olacak buranın kapasitesi. Bakın PETKİM olmasaydı TANAP da olmazdı.”
 
 
“Türkiye ve Azerbaycan kasalarının benim için farkı yok”
 
Programda TANAP ile ilgili de açıklamalarda bulunan SOCAR Türkiye Başkanı Kenan Yavuz, projenin 6 ay içinde projeden uygulama safhasına geçişine Avrupalıların inanamadığını ifade etti ve Türkiye ile Azerbaycan’ın birliğine vurgu yaptı.
 
“TANAP’ın temeli Aliyev ve Erdoğan tarafından İzmir’de atıldı. Proje 6 içinde realize oldu. Avrupa’da NABUCCO projesi vardı biliyorsunuz. Avrupalılar hep şu söylediler; Türkiye ve Azerbaycan gizli gizli anlaştı, 6 ayda bu anlaşma mümkün değil. SOCAR’a 2008 yılından beri burası 5 milyar dolardan fazla paraya mal oldu ve Azerbaycan’a bugüne kadar bir kuruş para gitmişse kör olayım. Elbette gidecek ama şimdilik buraya geliyor hep. Azerbaycan sanayide söz sahibi olan bir ülke olmak istiyor ve bunu da Türkiye ile birlikte olmak istiyor. Azerbaycan’ın kasasıyla Türkiye’nin kasası benim için aynıdır. Hiçbir farkı yoktur.”  
 
“Türkiye tarihinin en büyük dış yatırımcısıyız”
 
Türkiye’de dizel yakıt konusunda çok ciddi açık olduğunu ve PETKİM’in bunu kapatacağını ifade eden Yavuz, SOCAR’ın Türkiye tarihindeki toplam dış yatırımdan daha büyük bir yatırım yaptığının altını çizdi.
 
“Bu sektörün evrensel kuralı entegrasyondur. Entegreyseniz hayatta kalırsınız. Hammadden başlar bu ve rafineri, lojistik, dağıtıma kadar gider. Bunların hepsinde biz yer alacağız. İleride piyasada da benzin istasyonu şeklinde dağıtımlar olacak. Bizim üretimimiz ithalatı azaltacak. Türkiye’nin 8-9 milyon ton dizel açığı var. Türkiye’nin petrol fazlası var ama dizel açığı var. Zamanında ona göre yapılmış. Jet yakıtında ve naftada da açığımız var. Bizim rafinerimizde benzin sıfır. Biz petrokimya rafinerisi yapıyoruz. Biz 6 milyon ton dizel üreteceğiz. Bence 2023’te Türkiye’nin ilave bir rafineriye ihtiyacı olacak. Açık ekonomilerde büyük yatırımların geri dönüşümü çok zor. Pazarın sahipleri sizi sokmak istemiyor ve önlem alıyorlar. 10 yıl boyunca her Allahın günü parayı kuyuya atıyorsunuz adeta. Bu yatırımın temel tetikleyicisi SOCAR’ın Azerbaycan’da devlet şirketi olmasıdır. Hangi özel sektör buna girebilir? Kapalı bir ekonomide her şey değişir. Türkiye’nin 1923 yılından beri 80 yıllık toplam dışarıdan gelen yatırımı 15 milyar dolardır. Bunun büyük bölümü de nakit gelmiş para değildir. Sermaye artırımı vardır ve kağıt üstündedir bunun çoğu. Bizim devletimiz 90’lı yıllarda yalan söylemeyi çok severdi. Paranın geldiği sektörler genel itibariyle de hafif alanlardır. E şimdi 80 yılda 15 milyar dolar ve TANAP ile birlikte bizim yatırımımız 20 milyar dolar. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük dış yatırımcısıyız. Türkiye’nin en temel kılcal damarlarına, kalbine bir yatırımdır bu ve büyük bir risktir. Rakamlar çok büyüdü, refah düzeyimiz çok büyüdü ve şimdi onu nasıl sürdürebiliriz ona bakmak lazım. Bizim sektörümüzde enerjiyi dışarıdan almak mümkün değil. Dolayısıyla enerjiyi devletten satın alma lüksünüz yoktur ve onun için enerji santralimiz var. PETKİM’in doğalgazını da biz SOCAR olarak sağlıyoruz. PETKİM’in içine bir de termik santral yapıyoruz.”
 
 
“Doğrusunu yapmazsam bacağımdan tavana as!”
 
PETKİM’e ve PETKİM içinde faaliyete geçmesi için çalışılan termik santrale ilişkin tepki ve davalara da farklı bir yanıt vermeyi tercih eden Yavuz, “Doğrusunu yapmazsam bacağımdan tavana as” dedi.
 
“Biz Türkiye olarak kötü örneklere baktık hep. Yatağan’ın geçmişteki durumlarını biliyoruz. Geçmişte yapıldı bunlar. Dolayısıyla çevreyi ve insanı ihmal etmeden teknolojinin her şeyi çözdüğü gerçeğine de karşı çıkıyoruz. Bana nasıl bir teknolojiyle yapacağımın hesabını sor. Eğer doğrusunu yapmazsam bacağımdan tavana as ama Türkiye’nin de önünü kapatmamak lazım. Aliağa’nın yükünü aldığını söylerler hep. Singapur’u gördünüz mü? Tokyo’yu gördünüz mü? 10 kat daha sanayi yoğunluğu olduğunu görürsünüz. Aliağa’dan 10 kat daha yoğundur aynı yüzölçümünde ve her yer pırıl pırıl. Neden? İnsan… Buna dikkat ederseniz sanayi yoğunluğu diye bir problem yoktur. Sivil toplumun duyarlılığına da pozitif bakmak lazım. İzmir, Türkiye’nin sivil toplumu en gelişmiş ilidir. Bu tartışmalar insanı ileriye götürür. Önemli olan bu tartışma ideolojik değil, teknik şekilde olsun. Hiç sivil toplum olmayan yerlerde de inanılmaz kötü şeyler oluyor. Karşı çıkma ile yapma arasındaki dengeyi iyi kurmak gerekir. İdeoloji işi içine girdiği zaman konu kapanıyor. Halkı bilgilendirme toplantısı yapıyorsunuz, geliyorlar masaları sandalyeleri havada uçuşturup gidiyorlar. Bu ideolojiktir. Yahu en okkalı soruyu sor bana. Aliağa’da da iyi ve kötü örnekler var. Kötü örneklere birlikte tepki gösterelim. PETKİM 2. kuşaktan 3. kuşağa geçiyor. İnsanlar kendini tehlikeye atarlar mı?
 
“Cumhuriyet tarihinin en önemli enerji atağı”
 
Türkiye’nin kendi enerji kaynağına sahip olma anlamında tarihi bir adım attığını belirten Yavuz, Şahdeniz’deki doğalgaz rezervinden Türkiye’nin hisse aldığını ve TANAP’ta da ciddi ortaklık olduğunu belirtti.
 
“Türkiye 2014 yılında cumhuriyet tarihinin en önemli enerji atağını yaptı. Siyasi tartışmalar bu konuları örtüyor. Türkiye dünyanın en çok doğalgaz tüketen ülkelerinden biridir. Çok büyük bir tüketiciyiz. İlk kez Türkiye bir üretim noktasına ortak oldu ve para yatırdı. Şahdeniz 2 dediğimiz noktada TOTAL hisseleri Cumhurbaşkanımızın talimatıyla satın aldı. Şu anda TANAP’tan gelen doğalgazın 2. büyük ortağı BP’den sonra Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’dır. TANAP da Ankara’da kurulu bir özel şirkettir ve BOTAŞ da yüzde 30 ortaktır. Bakın Rusya’dan gelenlere ortaklık var mı? Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı ve Aliyev’in desteğiyle TANAP yüzde 58’i SOKAR, yüzde 30’u BOTAŞ ve yüzde 12’si BP ortaklığındadır. Şahdeniz’de kazanılacak paranın bir kısmı da Türkiye’nin kasasına girecek. Bir ülkenin bağımsızlığında, arz güvenliğinde temel nokta enerjideki bağımsızlığıdır. Alfabenin “A”sı enerjidir. Bunu tanımlamayan bir ülkenin diğer harflere geçme şansı yoktur. Hastanızı ameliyat ettiremezsiniz.”
 
 
“Elektrik kesintisinde birkaç milyon dolar kaybettik”
 
Programda Türkiye çapında yaşanan elektrik kesintisi de masaya yatırılırken, SOCAR Türkiye Başkanı Kenan Yavuz, “Birden fazla olumsuzluğun aynı saniyede buluşması 100 senede bir olur. Ben bunu algılayabilmiş değilim. Umarım Enerji Bakanlığı bunun açıklamasını ve incelemesini doğru yapar. Ben de kendi üretimimde mağdur oldum. Full elektriksiz kaldık. Bu bizim için kabustu. Zararı bir tarafa bırakıyorum, o an milyonlarca dolar önemli değil. Binlerce ekipman elektriksiz kalıyor ve kontrol dışına çıkıyor. Çalışanlarımızın sağlığı tehlikeye giriyor. 4 buçuk saat boyunca sürdü bu kabus bizim için. Birkaç milyon dolarlık zararımız var ama zarar önemli değil” diye konuştu.
 
“1. olmak için çok çalışmak lazım”
 
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev tarafından SOCAR’a “1 numara olun” talimatının verilmesini de yorumlayan Yavuz, “Çok çalışmak gerekiyor. Rafinerimiz devreye girdiğinde otomatik olarak 2. olacağız. PETKİM ile TANAP ile dağıtımla, limanla biz 2018’de Türkiye’nin 2. büyük sanayi grubu oluyoruz. 1 numara Koç ve 1. olmak için çok çalışmak lazım.” dedi.
 
“Alsancak, demir yığınlarından kurtulmalı”
 
İzmir’deki limancılık faaliyetleriyle ilgili yaptığı çıkışıyla geçtiğimiz aylarda şehirde gündem oluşturan Kenan Yavuz, limanlar konusuyla ilgili ifadelerine de ilk kez Ben TV’de açıklık getirdi.
 
Benim söylediğim şey şu; ‘Benim limanımı dünyanın en büyük elleçleme firması çalıştıracak.’ Ben onlara burayı 28 yıllığına kiralamışım. Benim bir sıkıntım yok, limanımız açık ara rekabetçi. Her özelliğiyle rahat bir liman. Bir İzmirli olarak, İzmir’i seven bir insan olarak değişen dünya ve değişen Türkiye’de Alsancak’ın demir yığınlarından kurtulması gerektiğini söyledim. İzmir’in içine artık bu demir yığınlarını sokmanın, 3 bin kamyonu buraya sokmanın, İzmir’i demir yığınlarına mahkûm etmenin şehre ne faydası var? Turizme ne faydası var? Nemrut Körfezi de İzmir’in içinde olan bir yer. Nemrut’ta her şey var. Kruvaziyer sayısı azalıyormuş. Azalır tabi sizi demir yığınları karşılıyor orada. Sahile çıkıyorsunuz demir yığınıyla karşılaşıyorsunuz. Ben bunu bir İzmirli olarak söyledim. Liman yaptı konuşuyor diyorlar. Alakası yok. Kaldı ki öyle bile olsa ben kesemden konuşuyorum, sen de devletin kasasından değil kendi kesenden konuş. Devlet yapsın da konuşayım diye bir şey yok. Ben bu tartışmanın teknik olarak sürdürülmesi gerektiğine inanıyorum. İzmir’in karşısındaki en büyük engel bu demir yığınıdır. İzmir bir liman kentidir. Nemrut İzmir değil mi? Alsancak, Barcelona olsun Nice olsun. Ben Kemeraltı esnafını da anlamıyorum. Adamlar karaya bile inmiyorlar. Onlar da kaldırılmasını istesin ki orası yat limanı olsun, turizme kazandırılsın. İzmir cennet olur, Barcelona olur.”
 
“Gümrük Birliği, tarihimizin en rezil anlaşmasıdır”
 
Üç Gazeteci Bir Konuk’ta ekonominin ilk çeyreğini değerlendirip bundan sonrası için öngörülerini de paylaşan Kenan Yavuz, ekonomide çeşitli önlem paketlerinin bir an önce hayata geçmesi gerektiğini belirtirken Gümrük Birliği Anlaşması ile ilgili de zehir zemberek açıklamalarda bulundu.
 
Bakıldığı zaman Türkiye’nin karşısında çok önemli riskler var. Bunları karşılamak için geleceğe yönelik adımlar atmamız lazım. Bol para dönemi dünyada bitti. Artık para azaldı ve dünya coğrafyası yeniden şekilleniyor. Biz teknoloji üretmiyoruz, hammaddemiz yok. Sahip olduğumuz avantajları kaybetmememiz lazım. Euro/Dolar parametresine dikkat etmemiz lazım. Euro’nun doların altına inmesine Amerika engel oldu. Dünyada şu anda hem gelişmiş, hem ölçek, hem enerjide bağımsız tek ülke Amerika. Böylesine devasa bir güç var. Dolayısıyla doların gelecekte de güçlü olması kaçınılmaz. Biz bazı gelişmelerin dışında kalırsak felaket olur. Gümrük Birliği denilen anlaşma Orhun Yazıtları’ndan beri en rezil anlaşmadır. Açık ve ağır bir kapitülasyondur. Çok basit bir örnek; Gümrük birliğine göre AB her ülke bize sormadan her ülkeyle anlaşma imzalayabilir ve bizi bağlar o anlaşma. O zamanın yalanını çok iyi hatırlarsınız, AB’ye girdik diye topluma yalan söylendi. Ben AB ile sıfır vergiye karşı değilim ama diğer ülkelerle ticarette iş değişiyor. Bugün AB ve Amerika masada tartışıyor ve anlaşacaklar. Biz de sonucunu kurbanlık koyun gibi bekliyoruz. Bunu da bir tek ben söylüyorum çünkü ithalatçı değilim. Azerbaycan’ın da yapısını bildiğim için açık söylüyorum Gümrük Birliği’nin derhal revize edilmesi lazım. 3. ülkelerle yaptıkları anlaşmalar beni neden bağlıyor? Bakın AB ile Amerika anlaştığında ben Amerika’ya satarken vergi ödeyeceğim ama Amerika bana satarken ödemeyecek. Sırf seçim yatırımı diye imzaladılar ve topluma yalan söylediler. Gümrük Birliği ya revize edilmeli ya da askıya alınmalıdır. Türkiye bir altyapı devrimi yaptı. Yollarımızla havaalanımızla, denizimizle bunu görüyoruz. Kars’ta temel atmaya gidiyoruz ve 4 şerit yol var. Bu başarıyı artık üretim devrimiyle buluşturmalıyız. Bu anlamda Türkiye’nin ithal et-sat-yat formülünü zorlaştırıp, üretimi kolaylaştırmamız lazım. İthalat lobisinin inanılmaz gücüyle şu anda tam tersi bir durum söz konusu. Üretimde her şey maliyet olarak sizin sırtınızda ama ithalatçıysanız hiçbir zorluğunuz yok. Bu yaptıklarını da “Dünya globalleşiyor” diye sapkınca pazarlamak ayıptır. Bu ülke üreten bir ekonomiye dönüşmeli. Cari açığımız var bizim. Neden? Sattığımız az, aldığımız fazla. Bizim projemiz gibi 10 proje olsa Türkiye’nin cari açığı kalmıyor. 
 
“YÖK adam gibi planlama yapsın”
 
Son olarak PETKİM’in sosyal sorumluluk projelerinden de bahseden Yavuz, mesleki eğitimde YÖK’ün yetersiz kaldığını savundu ve eğitime 50 milyon dolar yatırdıklarını ifade etti.
 
“Sosyal sorumluluk anlamında eğitime 50 milyon dolar para harcadık. Meslek eğitiminin ne kadar önemli olduğunu topluma hatırlatmak istiyoruz. YÖK Başkanı’na da sesleniyorum. Çocuklara diploma dağıtmak marifet değil kardeşim. Oturup adam gibi planlama yapsınlar. Kusura bakmasınlar. Sosyal sorumluluk olarak birçok meslek lisesi yaptırdık. İnşallah Aliağa’da yaptığımız okulu da Sayın Başbakan’ımızın katılımıyla açmak istiyoruz. Aliağa’da bir zeytinlik yaptık. Bin 400’e yakın ağaç taşındı rafineri alanından. Biz çevreyi ve insanı maliyet unsuru olarak görmüyoruz. Azerbaycan’da devlet şirketiyiz, burada da kendimizi zaman zaman bir kamu şirketi olarak görürüz. Çevreyi ve insanı gözetmek zorundayız. İnsani değerlerin ötesinde ayakta kalmak istiyorsan bunları yapmak zorundasın. 4 tane ağaç kesip cümle aleme rezil olursun öbür türlü. Biz projelerimizi devletle, basınla, bürokrasiyle, yerel yönetimle, halkla başarabiliriz. Bunları birlikte yapmak gerek.” 
 
 
 
Güncelleme Tarihi: 04 Nisan 2015, 10:10
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER