banner24

'Türk Bankaları Gözbebeği Oldu'

İMKB Başkanı İbrahim Turhan, 2002 yılından itibaren Türk ekonomisinin yapısal bir değişim sürecine girdiğini belirterek, 'Bankacılık sistemimiz düzeltildi. Öyle ki son yaşanan krizde tüm dünyada bankalar çok ciddi sıkıntılar çekerken Türk bankaları gözbebeği haline geldi' dedi.

'Türk Bankaları Gözbebeği Oldu'

Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde Sermaye Piyasası Kurumu (SPK) ve İMKB tarafından düzenlenen, 'Halka Arz' toplantısı yapıldı. Toplantının açılışında konuşan SPK 2. Başkanı Emin Özer, "2008’de tüm dünyayı etkileyen finansal kriz aradan geçen 4 yıla ve uluslararası alanda yapılan tüm iyileştirme çalışmalarına rağmen hala etkisini sürdürmektedir. Bir yandan sistemik riskin azaltılmasına dair çalışmalar devam ederken diğer yandan da ekonominin sadece kredi mekanizması tabanlı finansmanı yerine sermaye piyasası yoluyla finansmanı, ekonominin kırılganlıklarını azaltıcı, diğer yandan da tasarrufların ekonomiye daha etkin katkıda bulunması açısından ön plana çıkmaktadır" dedi.

Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin borç- sermaye oranının diğer ülkelere göre çok yüksek olduğunu da vurgulayan Özer sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu nedenle şirketlerin kaynak bulmada sermaye piyasasından daha çok yararlanmaları önem taşımaktadır. Halka açılma için gereken bürokratik süreç kolaylaştırılmış, şartlar ve maliyetler önemli ölçüde azaltılmıştır. 2001- 2009 yılları arasında yıl başına ortalama halka arz sayısı 6 olarak gerçekleşmişken, atılan adımların neticesi olarak 2010’da 22, 2011’de ise 27 şirket halka açılmış, sermaye piyasalarına toplam 4.46 milyar liralık fon sağlanmıştır. Diğer yandan birincil halka arzlardan ayrı olarak, 2010 ve 2011 yıllarında gerçekleştirilen sermaye artırımları ile 77 şirkete ait toplam piyasa değeri 5.79 milyar lira olan hisse senetleri kurulumuz kaydına alınmıştır. Sermaye piyasamızın 2023 yılı hedefi, 1000'in üzerinde şirketin İMKB'de işlem görmesi ve işlem gören şirketlerin piyasa değerinin Gayri Safi Milli Hasılamıza eşit büyüklükte olmasıdır."

İMKB Başkanı İbrahim Turhan ise 2002 yılından itibaren Türk ekonomisinin yapısal bir değişim sürecine girdiğini ifade ederek şunları söyledi:

"Önemli reformlar ve değişiklikler oldu. O dönemde başlatılan reformlar sayesinde bankacılık sistemimiz düzeltildi. Öyle ki son yaşanan krizde tüm dünyada bankalar çok ciddi sıkıntılar çekerken Türk bankaları gözbebeği haline geldi. Türkiye’deki yabancı bankalar, kendi ülkelerinde sıkıntıdalar ama Türkiye’deki operasyonları hiçbir sıkıntı olmadan devam ediyor. Sadece Türkiye’deki iştirakin değeri grubun toplam değerinin üzerine çıktı. Merkez Bankası’nın bağımsızlığıyla birlikte başlayan Türk parasının istikrar kazanmasına yönelik çalışmalar gündeme geldi."

Yurtdışında başından geçen bir olayı da anlatan Turhan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türk parasını elimde görünce oyuncak zannetmişti insanlar. Üzerindeki sıfırları okuyabilmek için ellerine kalem alıp sıfırları gruplandırmışlar ve üçer üçer kalemle çizip bakmışlardı. O günlerden geliyoruz. Bugün paramız istikrar kazandı. Gürcistan’a gittiğiniz zaman Türk parasıyla alışveriş yapabiliyorsunuz. Bunlar gerçekleşirken Türk vatandaşları olarak paramızı dövize veya faize yatırdık. Çünkü güvenmiyorduk. Çünkü geçmişin kötü hatıraları gözümüzün önünde, aklımızın köşesindeydi. O kadar çok olumsuzluk yaşamıştık ki işlerin iyiye gidebileceğine güvenimiz sarsılmıştı. Ama yabancılar aynı dönemde Türk ekonomisinin yola girdiğini gördüler. Biz onların parasına yatırım yaparken onlar bizim paramıza yatırım yaptı. Biz faize yatırırken onlar sermaye piyasası araçlarına yatırım yaptılar. Milli gelir 3 bin dolardan 10 bin dolara çıkarken bunun sağladığı imkandan yabancılar istifade etti, biz edemedik. O süreçte Türk parası değer kazandı ama biz dövize yatırım yaptığımız için kaybettik. Reel faizler yüzde 40’tan yüzde 1’e düşerken biz kaybettik ama tüm menkul kıymetlerimizin fiyatı artarken yabancılar kazandı."

İbrahim Turhan, sermaye piyasalarının, açıkladığı nedenlerden dolayı hayati önem taşıdığını da vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tasarruflarımızı, eski korkuları düşünerek eski alışkanlıklarımıza değil, sermaye piyasalarına yönlendirmemiz gerekiyor. 2023 hedeflerimizi gerçekleştirmek için mevcut Türkiye’ye bir Türkiye daha eklememiz lazım. Bunu yapabilmek için kendi kaynaklarımız her zaman yeterli olmuyor. Başka kaynaklara da ihtiyacımız var. Ya borçlanacağız ya sermaye alacağız. Finans sektörünün yüzde 85’i bankacılık üzerinden çalışıyor. Bu önemli ama tüm dünyada bankacılık giderek zorlaşıyor. Bankadaki para emanet olduğu için bankalar o parayı kullandırırken çok çok ihtiyatlı davranmak zorunda. Borçlanan kişiden o borcu geri ödeneceğine dair çok kuvvetli teminatlar istiyor. Bunları bulmak her işletme için kolay değil. Dell, Microsoft, Facebook gibi küresel şirketlerin sahipleri banka kredisiyle işlerini kurmak ve büyütmek isteseydi bugün bu markaların hiçbirisi ortada yoktu. Çünkü sıfırdan kuruldu bunlar, ortada bir şey yokken bir hayalle başladılar. Bankalar hayallere para yatırmaz. Bunun yolu sermayedir. Çünkü sermaye, finansman ihtiyacının karşılanacağı ikinci alan şirketlerin üye ortakların katılımına açılmasıyla yeni projelere inanan insanların taşın altına ellerini sokmasıyla çalışan bir sistemdir."

İMKB’ye kote olmanın şirketlere bir çok avantaj getirdiğini de sözlerine ekleyen Turhan sözlerini, "İMKB’ye kote olan şirketlerin isimleri ekranın altından geçiyor. Firmanın adı görünüyor. Bu kadar reklam yaptırsanız maliyeti ne olur size düşünün. Gazetelerde borsa haberleri yayınlanırken firmanızın ismi yayınlanıyor. Yabancı yatırımcılar görüyor isminizi. O kadar geniş kitlelere erişiyorsunuz ki bunu başka yollarla yapmanız çok zor ve maliyetli olur. Halka arz için gerçekleştirmeniz gereken hususlar şirketinizin kurumsallaşmasını da sağlıyor" ifadesiyle bitirdi.

Daha sonra düzenlenen panelde katılımcılara halka arzla ilgili teknik bilgiler verildi.

Güncelleme Tarihi: 22 Mayıs 2012, 16:40
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER