banner51

Sütü bile ithal edebiliriz!

Toplanan inek sütü miktarı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,8 azaldı. Süt, peynir, yoğurt, ayran üretimi sıkıntıda. Her şeyin ithal edildiği günümüz ‘şartlarında’, süt de ithal edilecek noktaya gidiyor.

Sütü bile ithal edebiliriz!

Cansu Temir Aksu / Ben Haber 82. sayıdan...

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; , ticari süt işletmelerince Şubat ayında 751 bin 17 ton inek sütü toplandı. Toplanan inek sütü miktarı Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,8 azaldı. Yani buna paralel olarak, süt, peynir, yoğurt ve ayran üretimi de azalma gösteriyor.

Peki bunun altında yatan temel neden ne? Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Ben Haber okuyucuları için anlattı.

“YÜKSEK MALİYET, ÇİFTÇİYE İNEĞİ YA SATTIRIYOR YA KESTİRİYOR"

Şubat ayında toplanan inek sütü miktarında, geçen yılın aynı ayı ile kıyaslandığında yüzde 7,8 oranında azalma olduğu görülüyor. Süt ve peynir üretiminde de gerileme mevcut. Sizce bunun temel kaynağı nedir?

Bunun temel kaynağı, çiftçi sütten para kazanamadığı için uzunca bir süredir özellikle son 5-6 aydır süt ineklerini kesmeye başladı. Ya satıyor ya elinden çıkarıyor. 2010 yılında 0 faizli krediyle birçok işletme kurulmuştu, süt hayvancılığına yönelik. Bu işletmelerden de bazılarının kapandığını görüyoruz. Artık süt yem paritesi sağlamadığı için, normalde dünyada 1 kilo süt sattığı zaman bir çiftçi, 1.3 kilo yem alması gerekiyor. Ama bu 1’n altına indi. 1 litre süt satıp, 1 kilo yem bile alamıyor. Dolayısıyla bunu karlı görmediği için, büyük işletmeler çekildi, küçük işletmeler dediğimiz çiftçiler ise, ineklerini aşamalı olarak satıyor. Buradaki temel sorun, hayvancılık yapmak için artık maliyetler çok yüksek olduğu için, üretici hayvancılık yapamadığı için elindeki ineği satıyor veya elden çıkarıyor, kesiliyor yani inekler. Temel nedenlerden birisi bu.

“ÇİFTÇİNİN SÜTTEN PARA KAZANMASI LAZIM”

Bunun önüne nasıl geçilebilir?

Temel sorun, girdi fiyatlarının çok yüksek olması. Burada en önemli girdi nedir? Yem. Bugün hayvancılıkta yemin, üretim maliyeti içerisinde toplamı yüzde 40’lar 50’ler civarında. Bunun da yüzde 60’ı ithal ediliyor. Dolayısıyla, yem ham maddesi olarak ithal ediliyor. Döviz arttıkça, fiyat artıyor. Bu fiyat artışının önlenmesi lazım. Çiftçinin sütten para kazanması gerekiyor. Çiftçi eğer sütten para kazanamıyorsa, zaten üretimi sürdürmesi mümkün değil. Mazotta bir dönem gündeme gelmişti, şu anda da uygulanıyor; mazotun yarısı bizden diye bir açıklamıştı Binali Yıldırım Başbakan olduğunda. Şuanda yarısı ödeniyor ama yine de önemli bir destek. Bunun yemde de olması gerekiyor.

“BÖYLE DEVAM EDERSE, SÜT BİLE İTHAL EDİLECEK KONUMA GELİNECEK"

Her şeyin ithal edildiği bu dönemde 'Sütü de ithal edecek konuma geldik' diyebilir miyiz?

Süt zaten ithal ediliyor. Dolaylı olarak ithal ediliyor. Süt tozu olarak ithal ediliyor. Son dönemde Et ve Süt Kurumu devreye girdi, piyasadaki fazla sütü alıp süt tozuna dönüştürüyor ama peynir ithal ediliyor. Bu şekilde inekler kesilmeye devam edilirse, doğrudan süt bile ithal edilecek konuma gelinecek. Eğer inekler kesilirse, doğurganlık kaybedilirse, biz şimdi inekten hem dişi hem erkek buzağı alıyoruz. O zaman dişi olanlar süt üretiminde erkek olanlar et üretiminde değerlendiriliyor. Et üretimi de azaldığı için et fiyatları da artacak. 2007-2008’de yine böyle yem fiyatları çok artmıştı.Yoğun bir kuraklık yaşanmıştı. Bu kuraklık sonucunda da yem maliyetleri yüzde 100 arttı. O dönemde Tarım Bakanlığı’nın açıklamasıyla 1 milyondan fazla inek kesildi. 2 yıl sonra da et krizi olarak karşımıza çıktı. Bunun sonucu yine bir et krizi.

“HAYVANI, YEMİ, İLACI İTHAL EDİLİYOR. BU SARMALI KIRMAMIZ LAZIM" 

Türkiye genelinde bir model haline geldi Tire Süt Kooperatifi. Fakat, benzer başarılar ne yazık ki göremiyoruz. Kooperatifleşmenin önemi daha fazla dile getirilse, yaşanan bu sıkıntılara bir nebze olsun çözüm olabilir mi?

Olur. Çünkü Tire Süt Kooperatifi modeline batığımız zaman genelde küçük üreticilerin bir araya gelip güçlerini birleştirerek ihtiyaçlarını ortak bir alımla gerçekleştirmeleri, ürettiği sütün yerel yönetim tarafından değerlendirilmesi. Yani bu tek başına kooperatif değil, yerel yönetimlerle iş birliği halinde Türkiye genelinde bir İzmir Modeli olarak bakarsak, yerelde kalkınma modeli olarak bakılırsa, örnek alınırsa tabii ki ciddi bir rahatlama olur. İzmir’de bir şeyler yapılıyor ama, İzmir’deki üretici de merkezi hükümetin aldığı kararlardan hep olumsuz etkileniyor. Burada yapılması gereken öncelikle süt hayvanından damızlığa, ilaçtan yeme kadar ithalat sarmalını kırmamız gerekiyor.

ÜRETİMDE KORKUTAN DÜŞÜŞ

Ticari süt işletmeleri tarafından gerçekleştirilen içme sütü üretimi de yüzde 16,5 azalarak 128 bin 986 tona geriledi. Aynı dönemde inek peyniri üretimi yüzde 2,8 azalışla 54 bin 757 tona düştü. Koyun, keçi, manda ve karışık sütlerden elde edilen peynir çeşitleri üretimi ise yüzde 67,5 azalarak 743 ton oldu.

Yoğurt üretimi, şubatta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 1,2 düştü ve 89 bin 116 ton oldu. Ayran üretimi ise yüzde 1,8 azalarak 53 bin 527 tona geriledi.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış toplanan inek sütü miktarı, şubatta bir önceki aya göre yüzde 2,2 azaldı. Şubatta takvim etkisinden arındırılmış toplanan inek sütü miktarı da geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 7,8 azaldı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER