banner51

'Büyüme İçin 3,5 Yetmez, % 5 Şart'

Türkiye, OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) ülkelerinin üzerinde büyüme rakamları yakalamasına karşın 2015’in ilk ayı, ihracatçılar için zor geçti. Hammaddeyi yükselişe geçen Dolarla alan, ancak ihracatı değeri azalan Euro ile yapan ihracatçılar, ilk ayı yüzde 9,8’lik düşüşle kapadı.

'Büyüme İçin 3,5 Yetmez, % 5 Şart'
Yaşar Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Umut Halaç, Türkiye’nin, ihracatta düşüş, işsizlik, ekonomide daralma gibi sorunlara karşı yüzde 5’in üstünde bir büyüme performansı sergilemesinin şart olduğunu kaydetti. Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar ise Türkiye’nin ihracattaki artışı ve büyümesini sürdürebilmesi için, üretim odaklı bir ekonomik modele bağlı olması gerektiğini söyledi.  
 
 
Türkiye, Avrupa’nın yaşadığı ekonomik durgunluğa karşın OECD ülkelerinden daha fazla oranda bir büyüme oranı yakaladı. OECD Genel Sekreteri Angel Gurria, yaptığı açıklamada, üye ülke Türkiye için 2015 büyüme beklentilerinin de yüzde 3,5’e yakın olduğunu ifade etmişti. Ancak, Dolardaki hızlı yükseliş ve Euro’daki düşüş büyümenin temel taşını oluşturan ihracata darbe vurdu. 
 
5×5×5 FORMÜLÜNÜN ÇALIŞMASI GEREKLİ
 
Angel Gurria’nın, Avrupa Birliği ve Türkiye ile ilgili 2015 büyüme beklentisi açıklamalarını değerlendiren Yaşar Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı Doç. Dr. Umut Halaç, “Türkiye’nin, siyasi iktidar temsilcilerinin de söylediği gibi var olan durumunu sürdürmesi için yüzde 5’in üstünde bir büyüme performansı sergilemesi gerekiyor. Bu rakamın arkasında sürekli teşvik edilen nüfus artışı politikası, cari açık problemi, yeterli istihdam yaratamama kaygıları gibi dinamikler bulunmakta. Her şeyin iyi olması için siyasi iktidarın dillendirdiği 5×5×5 formülünün çalışması gerekli. Yani yüzde 5 büyüme, yüzde 5 yıllık tüketici enflasyonu ve cari açığın gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 5 olması. Bu sistemin işletilmesi için yüzde 5 büyüme oranına ihtiyacımız var, ancak bu performansımız ile bu hedefi tutturmamız zor” dedi. 
 
KUR RİSKİNE DİKKAT 
 
Türkiye’nin Avrupa’nın parasal genişlemesinden nasıl yararlanabileceğine de değinen Halaç, ihracatçıları da kur riskine karşı uyardı. Yaşarlı akademisyen şu bilgileri verdi:  
 
“Euro aracılığıyla yapılan ticaretler sonrasında Euro bazlı kazançlar kısa vadede azalacaktır, ancak Avrupa pazarının canlı kalması Türkiye’nin ihracatı için oldukça önemli. Avrupa pazarının canlı kalması, ilk başlardaki döviz kurundan kaynaklanan kaybın daha sonra pazar payı kazancı olarak geri gelmesi şeklinde üstesinden gelinebilir. İkinci vurgulanması gereken nokta ise batık devlet tahvilleri alımı için Temmuz 2015’e kadar beklenecek ve bu alımlar o ülkenin toplam borç stokunun üçte birini geçmeyecek. Bu durum komşumuz Yunanistan için önemli. Öte yandan AMB aldığı karar akıllı girişimciler için yeni pazar payları oluşturabilir, talep artışı kaçınılmaz.  Fakat dikkat edilmesi gereken bir tehlikenin de altını çizmek istiyorum.  Dolar ile hammadde satın alıp Euro ile ürün satışı yapan şirketlerin, Euro/Dolar paritesindeki gevşemeden dolayı akıllıca davranıp Euro risklerini ortadan kaldıracak politikalar geliştirmelerinde fayda var. Sanayicilere dolar kurunu sabitlemeleri için opsiyon kullanmalarını öneriyorum. Böyle bir durumda risklerini ortadan kaldırmış olurlar.” 
 
YORGANCILAR : “İŞSİZLİK KRONİKLEŞTİ”
 
Angel Gurria’nın Dünya Ekonomik Forumu’nda, Avrupa’da büyüme için tüm kaynakların tükenmiş olduğuna ve mevcut para politikalarıyla sorunun çözülemeyeceğine ilişkin görüşlerinin dikkat çekici olduğunu ifade eden EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Ege Bölgesi ve ülkemiz verimli ve zengin bir kaynak potansiyeline sahip. Ancak bu kaynakları doğru araç ve politikalarla ekonomiye kazandırmamız şart.” dedi.  
 
TÜRKİYE’Yİ BEKLEYEN RİSKLER VE AVANTAJLAR 
 
Güçlü ekonominin güçlü sanayi ile mümkün olabileceğinin altını çizen Ender Yorgancılar, 2015 yılında Türkiye’yi bekleyen önemli risklere ve yatırım fırsatlarına da değindi. Yorgancılar şunları söyledi:  “FED’in faizi artırması ya da artıracağını açıklaması ile yabancı sermayenin ülkeyi terk etmesi, en büyük ihracat partnerimiz Euro Bölgesi’nin toparlanamaması, ABD’nin Rusya’ya tutumu ve petrol fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle Rusya’da yaşanan ekonomik sıkıntıların, ihracat, inşaat ve turizm açısından olumsuz yansımaları, dolar ve enflasyondaki artışın devamının, sanayinin rekabet gücünü olumsuz etkilemesi ve daralan ekonomide işsizliğin artmasını ülkemizi bekleyen önemli riskler olarak sıralayabiliriz. Öte yandan petrol fiyatındaki düşüş, Rusya’daki ekonomik ve siyasi sıkıntıların, yabancı fonların Türkiye’yi tercih etmesine neden olması, Ortadoğu’daki kaosun sona ermesi ve Türkiye’nin ilişkilerindeki iyileşme, Yapısal Dönüşüm Programı ile uygulanacak reformların, motivasyon anlamında olumlu yansımaları ve G-20 Dönem Başkanlığı’nı elde etmemiz ülkemiz için önemli yatırım fırsatları yaratacaktır.” 
 
Güncelleme Tarihi: 04 Şubat 2015, 10:13
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER