Ekim 2019... Ekim 1976

Ekim 2019…

ABD Başkanı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına bir mektup yazdı.

Anlaşılmaz, her cümlesi tehdit ve hakaretlerle dolu…

Ne diyor elin Coni’si; “Ekonominizi yok ederim, dediğimi yap, yoksa karışmam ha!..”

Adam pervasızca Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına;

Terör örgütüyle otur anlaş, diyor.
Utanmaz adam ekliyor;

Dediklerimi yapmazsan, senin ekonomini yok ederim.

Sözümü dinle,

Takipteyim…

“Var mı böyle bir şey?

Bu Coniler mektup yazmaya çok meraklı.

Geçmişte rahmetli İnönü’ye de Johnson yazmıştı.

Unutulmayan bir belge olarak hafızalarımızda yer etmiştir.

1960’lardaydı.

Kıbrıs’ta Türklere Rumlar tarafından yapılan baskılar ve eziyetler, yaşanan kanlı olaylar, katliamlar üzerine 1964’te Türkiye’nin adaya müdahalesi gündeme geldi.

Kıbrıs’a asker çıkarma yetkisi 16 Mart 1964’te TBMM’de oybirliğiyle hükümete verildi. ABD kıyameti koparttı.

5 Haziran 1964’te de ABD Başkanı Lyndon B. Johnson’un mektubu Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı İsmet İnönü’ye ulaştı.

Kaba bir dille yazılan, tehditler içeren bu mektupta; Türkiye’nin NATO üyesi olduğunu anımsatarak, NATO üyesi Yunanistan ile arasında bir gerilimin oluşabileceğini, Kıbrıs’a olası bir müdahale halinde Türk-Yunan çatışması yaşanacağını, bu müdahalede Türkiye’nin ABD silahlarını kullanamayacağını belirtmişti.

Mektubun üslubu, diplomatik kurallara aykırıydı.

Ama bugün Trump’un mektubuna baktığımızda, yemin ederim Johnson çok terbiyeli bir Coniymiş!..

Yine tehdit var ama, tek bir argo, sokak ağzı kullanmamış.

Bugünkü Coni, gerçekten terbiyesiz ve oturduğu makamın ağırlığını kaldıramayacak kadar basit bir insan…

Çünkü Türkiye’yi hiç kimse böylesine aşağılamamıştı!..

Söylenecek laf çok ama, terbiyem müsaade etmiyor.

Ama siz anlarsınız herhalde…

***

Neyse…

Yıl 1976 yine Ekim ayı…

UNESCO, üyelerine bir öneriyle gelir.
Öneri paketindeki bir cümleyi sizlere okumak istiyorum.
Diyor ki "Bu gün UNESCO'nun üzerinde çalıştığı bütün projelerin isim babası Mustafa Kemal'dir."
Peki öneri nedir?
Öneri, onun doğumunun yüzüncü yılını, UNESCO'nun üyesi olan 152 ülkenin devletleri ayni anda kutlasın ….
Birden İsveç delegesi ayağa kalkar ve şöyle der:

"Ne yani dünyada bu kadar devlet adamı var, hepsinin doğum gününü böyle kutlayacak mıyız?"
Rus delegesi ayağa fırlar yumruğunu masaya vurur ve 152 ülkenin delegelerine aynen şöyle söyler;
"Genç delege arkadaşıma hatırlatmak isterim ki ATATÜRK öyle dünyadaki herhangi bir lider değildir, bırakın onu bir yıl anmayı her ülke her problemimizde çare olarak aramalıyız…”

Sonra ne mi olur?

UNESCO tarihinde ilk ve tektir hiç negatif oy yok, hiç çekimser oy yok, 152 ülke metne imza atar;
Hani İsveç delegesi demişti ya "ne yani" diye.

O İsveç delegesi bu imzanın atıldığı gün mikrofona gelir ve aynen şunları söyler:

"Ben Atatürk'ü inceledim bütün ülkelerden özür diliyor ilk imzayı ben atıyorum"
O muhteşem belge şöyle der:

"Atatürk kimdir?
Atatürk uluslararası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi,

Olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir inkilapçı,

Sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder,
İnsan haklarına saygılı,
Dünya barışının öncüsü,
Bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı göstermeyen,
Eşi olmayan devlet adamı,
Türkiye cumhuriyetinin kurucusu…"

***

Bir filozof der ki, "bir ülke için kıstas aradığınız zaman o ülkenin en büyük liderini gözden geçirin."
Şu anda kıstas arayan ülkelere sanıyorum bundan daha iyi bir metin gösteremeyiz..
Ve, ülkemizin geleceğini; bazı çevreler tarafından unutturulmaya çalışılan, Türkiye’nin en büyük lideri, eşi olmayan devlet adamı Atatürk’ün gösterdiği yoldan ilerleyerek yeniden inşa etmeliyiz.

Tıpkı UNESCO’nun 152 ülkesi gibi…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Tekin Kansoy
Tekin Kansoy - 3 hafta Önce

İzin verirseniz Facabook sayfamda Paylaşıyorum