Müzisyenlerimiz Roma'yı Fethetti

Şef Cem Mansur yönetimindeki Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası, Roma’da verdiği konserle İtalyan izleyicilerce ayakta alkışlandı.

Müzisyenlerimiz Roma'yı Fethetti
Geçen yıl İtalya’da verdiği başarılı konserin ardından, Ağustos ayında ülkenin güneyindeki Taormina Festivali’ne Türkiye’den davet edilen ilk ’yerleşik orkestra’ olmayı başaran Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası (TGFO), Bologna ve Rovigo kentlerinin ardından İtalya turnesini Roma ile sürdürdü. Türkiye’nin önde gelen konservatuarlarından sınavla seçilen, 16-22 yaşları arasında 83 başarılı genç müzisyen, Roma Oditoryumu Santa Cecilia Salonu’nda dün akşam bir konser verdi. Türk müzisyenlerinin adını dünyaya duyuran TGFO böylece, akustik kalitesinin yüksek olması nedeniyle birçok orkestranın konser vermek için fırsat beklediği Santa Cecilia Salonu’nda, toplam 4 konser olmak üzere 3 yıl üst üste sahne almayı başaran tek Türk orkestrası oldu.
 
GENÇ İTALYAN SOLİSTİN PERFORMANSI ETKİLEDİ
 
Cem Mansur’un 2007 yılında kurduğu orkestranın konser programında, Richard Strauss’un ’Salome’den Yedi Tül Dansı, Çaykovski’nin ‘Keman Konçertosu’ ve Musorgski’nin ‘Bir Sergiden Tablolar’ eserleri yer aldı. Konserin solistliğini ise, son yıllarda aldığı ödüller ile tekniği kadar dinamik sahnesiyle de dikkat çeken 25 yaşındaki İtalyan kemancı Laura Marzadori yaptı. Keman Konçertosu’na eşlik eden Marzadori’nin performansı büyük beğeni topladı. Klasik müziğin önemli merkezlerinden biri olan İtalya’da dakikalarca alkışlanan genç yetenekler, Glinka’nın “Russlan ve Ludmilla Uvertürü” ve Bizet’in Carmen Operası’ndan bir bölüm ile iki kez bis yaptı. Avrupa’nın önemli konser salonlarında sahneye çıkan orkestra, İtalya turunu 1 Ekim’de Milano ile tamamlayacak.
 
İTALYA’DAKİ MÜZİK EĞİTİM SİSTEMİNİ SORGULATMAYI BAŞARAN ORKESTRA
 
Ünlü Şef Cem Mansur, konser öncesi Doğan Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, dinleyicileri, teknik düzeyleri ve şaşırtıcı enerjileriyle etkileyen TGFO’nun hem bir eğitim hem de bir sanat projesi olarak geldiği noktadan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. TGFO, Taormina Festivali’ndeki performansıyla eleştirmenlerden tam not alırken, İtalya’daki gençlere yönelik müzik eğitim sisteminin eleştirilmesine de yol açmıştı. Mansur bu konuya ilişkin şunları söyledi:
 
"Bu eleştiriden çok gurur duyduk. ‘İtalya’da da yetenekli gençler var, ama bu Türk gençliğini görünce belli ki bizim bu işleri baştan düşünmemiz lazım’ demeleri çok ilginç ve hoş bir şey. Aslında bu bir illüzyon, bunu unutmayalım. Çünkü TGFO’nun Taormina Festivali’nde yerleşik orkestra olarak çalması, en zor operalardan bir Puccini’nin Tosca Operası’nın 3 temsilini çalıp, iki farklı senfonik programda iki farklı solistle ve bütün bunları 8-9 gün içinde ve bu seviyede yapabilmesi gerçekten çok etkileyici bir şey. Fakat öğrencilerin bu seviyede olduğunu görünce Avrupalı eleştirmenler ve gazeteciler, ‘Vay acaba bunların profesyonel orkestraları nasıldır acaba’ diyorlar. Bizim aslında öğrencilerle, doğru bir motivasyonla ve çalışma yöntemiyle mümkün olabildiğini gösterdiğimiz seviyeyi, profesyonel yaşamımıza yansıtabilmeliyiz. Gerçekten öğrenci orkestramız böyle olabiliyorsa, ne müthiş bir şey yapılabilir bu ülkede! Bunu görüyoruz ve bunu gerçekleştirmemiz lazım."
 
’AB BAKANI’NA ‘BİZİ TEPE TEPE KULLANIN’ DİYECEĞİM’
 
TGFO’nun, Santa Cecilia’da 3 yıl üst üste konser vermeyi başaran tek Türk orkestrası olduğu hatırlatılan Mansur buna, "Muhteşem bir salon, gerçekten orkestranın bütün değerinin ortaya çıktığı, inanılmaz bir akustik ve mimari. Bu gerçekten Türkiye adına gurur duyduğumuz bir şey" diye karşılık verdi. İtalya’nın Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığında bu turnenin yapılıyor olmasının anlamı sorulan ünlü şef, "TGFO’nun, Avrupa değerlerini Türkiye’nin benimsemesi açısından belki de en etkili sembol ve araç olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden döndüğümüzde yeni AB Bakanı ile de konuşup, ’Gerçekten bizi tepe tepe kullanın lütfen’ demek istiyoruz, Türkiye’nin prestiji ve imajı adına. AB dönem başkanlığında İtalya’nın en önemli konser salonlarında çalıyoruz ve bunun çok iyi kullanılmasını arzu ediyoruz aslında ülkemiz adına" diye konuştu.
 
’AVRUPALI İNSANIN KAFASI TÜRKİYE KONUSUNDA BULANIK’
 
Türkiye’nin, Avrupa değerlerine bir şeyler katabileceği gerçeğinin, aslında en tartışılmaz ifadesinin bu gençlik orkestrası olduğunu da savunan 57 yaşındaki şef, "Dolayısıyla sadece sanatsal ve eğitim alanında değil, ülke tanıtımının ötesinde, ülkenin prestiji ve imajı açısından da çok etkili şekilde kullanılabileceğimizi düşünüyoruz" dedi. Avrupa’da, insanların Türkiye’den böyle bir şey beklemediğini anlatan Mansur, "Sokaktaki adamın Türkiye imajı oldukça bulanık. En son beklediği şey; Avrupa’nın önemli salonlarında ayakta alkışlanan bir senfoni orkestrası" diye sözlerini sürdürdü.
 
’TERECİYE TERE SATMAK, ÜLKENİN İMAJINA EN GÜZEL KATKI’
 
Klasik müziğin merkezi Avrupa’da tereciye tere satmanın, ülke tanıtımı ve imajına en güzel katkı olduğunu da dile getiren Mansur, "Folkorik değerlerimiz çok güzel, ama her ülkenin kendine has bir folklorik değeri ve güzellikleri var. Önemli olan gittiğiniz ülkenin kamuoyunu oluşturan insanlara hitap edebilmek, onlarla aynı değerleri paylaşabileceğinizi göstermek" ifadelerini kullandı.
Güncelleme Tarihi: 30 Eylül 2014, 14:15
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER