ABD ve Çin Afrika İçin Mücadelede

Petrol ve maden zengini Afrika’da ABD ve Çin arasındaki 'soğuk savaş' Irak’ın işgalinden bu yana şiddetlenerek sürüyor.

ABD ve Çin Afrika İçin Mücadelede

Yüzyıllardır süren sömürgeciliğin mirası olan kırılgan siyasi yapısı, iki devin mücadelesini kaldıramadığından, kıtanın genelinde darbeler, siyasi istikrarsızlıklar, savaşlar ve iç savaşlar peş peşe patlak veriyor. Çin'in bölge hükümetleriyle yaptığı doğrudan sermaye yatırımlarının karşısında, ABD "terörle karşı mücadele" kozunu öne sürüyor.

Sadece son üç yıl içinde, Gine, Fildişi Sahili, Moritanya, Madagaskar, Nijer, Mali, Kongo, Uganda, Gine Bisav gibi ülkelerde darbeler veya darbe girişimleri meydana geldi. Etiyopya ve Eritre sınır bölgelerinde çatışmalar yaşanırken, Sudan ve Güney Sudan arasındaki anlaşmazlık savaşa dönüştü. 42 yıllık Kaddafi iktidarının çöktüğü Libya'da aşiretler arası mücadeleler şiddetlenirken, Tuaregler'in bağımsızlığını ilan ettiği Mali, bir de askeri darbeyle sarsıldı.

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, geçtiğimiz yıl Zambiya'ya yaptığı resmi ziyarette Çin yönetimini Afrika'da yeni bir tip sömürgecilik izlemekle suçlamıştı.

ABD ve Çin arasında güçlü ekonomik bağlar, bu mücadelenin her zaman Clinton'un yaptığı gibi açıkça zikredilmesini engelliyor olsa da bölgeye yakından bakınca iki ülke arasındaki mücadelenin izlerini sürmek pekâlâ mümkün.

Çin geçtiğimiz yıl Afrika'ya 55 milyar dolarlık yatırım yaptı. Özellikle madencilik ve petrol sektörlerine yönelen bu yatırımlar, Pekin'i Afrika'nın en önemli ticari ortağı yaptı.

Global Research’e göre Afrika ülkelerinde 750 bin Çin vatandaşı yaşıyor ve Pekin yönetimi bazı bölgelerde Mandarin ve Kantonca'nın öğrenimini teşvik ediyor.

Çin, Afrika'ya doğrudan sermaye yatırımlarına ağırlık verirken, Kara Kıta'dan günlük 1,5 milyon varil petrol ihraç ediyor. Bu miktar ülkenin petrol ihtiyacının yüzde 30'una denk geliyor.

2016 yılında dünyanın en büyük ekonomisi olması beklenen Çin'in Afrika'dan aldığı hammaddelerle yaptığı üretimin en büyük pazarlarından birisi de ABD... Kısacası Çin, Afrika'dan aldığı hammaddeyle yaptığı üretimi ABD pazarına sürmekte ve kazandığı parayı yeniden Afrika'daki ticari ortaklığını pekiştirmekte kullanıyor.

ABD açısından, ekonomik olarak Çin'in bu pozisyonunu sarsma imkânı sınırlı. Bu da ABD'yi oyunun kurallarının dışına çıkmaya zorluyor.

AFRICOM, yani ABD'nin Afrika'daki birliklerinin komutanlığı özellikle "Terörizmle mücadele" konusunda bölge ülkelerinin silahlı kuvvetleriyle ortak tatbikatlar düzenliyor. Yine AFRICOM bünyesinde bazı Afrika ülkelerinin askerleri eğitiliyor.

Örneğin, kısa bir süre önce Mali'deki darbenin lideri konumundaki Yüzbaşı Amadou Sanogo'nun ABD'de eğitim aldığı ortaya çıkmıştı.

Mayıs 2005'te ABD bin kişilik bir özel kuvvet birliğini, Burkina Faso, Fas, Nijerya, Mali, Cezayir, Çad, Moritanya, Nijer ve Senegal askerlerini program kapsamında terörle mücadele konusunda eğitecek. Programın son iki ortağı ise yakın bir zamanda iktidar değişimi yaşanan Tunus ve NATO müdahalesiyle Kaddafi iktidarının devrildiği Libya.

Çin ve ABD’nin bölgedeki hakimiyet mücadelesi, zaten sömürge geçmişleri nedeniyle kırılgan bir yapıya sahip olan Afrika’da siyasi istikrarsızlığı körüklüyor. Bu durumda, Afrikalı yönetimler, madenlerini satarak kazandıkları gelirin önemli bir bölümünü de silahlanmaya ayırıyor.

ABD'nin artan askeri varlığı, Çin'in geliştirdiği ekonomik ve ticari ilişkilerin önündeki en büyük engel. Ancak süregiden mücadelede taraflar pes edecek gibi görünmüyor. Bu da yakın bir dönemde, Afrika'da daha fazla darbe, savaş veya iç savaş göreceğimizin belirtisi.

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2012, 08:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER