Dünya Çocuklar gününüz kutlu olsun(!)

Bugün 20 Kasım; Dünya Çocuklar Günü.

Düşünüyorum da; bizim çocukluğumuzda böyle bir kutlanacak günümüz yoktu ama;

Bugün unutulmaya yüz tutan, masum, tertemiz, içtenlikle paylaştığımız çocukluk oyunlarımız vardı.

*

Evlerin sokaklara açılan kapıları; mahallenin tozlu-topraklı izbe meydanları, ilk arkadaşlar, ilk dostluklar, ilk oyunlar...

*

Çocukluğun iki kişilik tanımı şudur:

Oyunlarda paylaşma kültürü, uyum ve işbirliği.

Topaç, çelik çomak, misket oyunu, çember döndürme... Körebe, Bezirgânbaşı...
Dokuz Taş...

Onlarca, yüzlerce oyunlarımız vardı.
*

Ve günümüz...

Ne mahalle kaldı, ne de o eski mahalle kültürü!

Ne sokağa açılan iki katlı evler, ne de, nefes nefese koşturduğumuz mahalle bakkalları.

Top koşturduğumuz, çelik-çomak oynadığımız,
Çocuk sesleriyle şenlenen sokaklar yok olup gitti!..

*
Binalar yükseldi,
Sokaklar, "oto galerisine" döndü!
Uçurtmaya yer kalmadı!
Ve yaşadığımız şehirler hissizleşti!..

Şu adına medeniyet denilen canavar, çocukları, çocuklarımızı bir farklı dünyaya, maalesef sanal aleme taşırı.

*

Oyunların ruhu değişti...

İnternet, atari, plastik oyunları...

Tutsaklığına yandığımız, televizyon...

Kısacası iki nesil arasında, 'dünyalar' değişti!

Oyunların, 'kurgusu' ve 'kuralı' değişti!

Nerede o tekerlemeler?

Bugün sokaklarda;

"Üşüdüm, üşüdüm daldan elma düşürdüm
Elmamı yediler, bana cüce dediler
Cücelikten çıktım, Kemeraltı'na gittim
Kemeraltı hasta, çorbası tasta
Püskülü mavi, inadına kavi
Gel çık balçık, ben çıktım..." diye gezen koşturan var mı?
*

Anneler, babalar ve toplumun tüm yetişkinleri...

Çocuklar, bizim geleceğimiz...
Çocuklar, yarınlarımız...
Çocuklar, kâh sevincimiz, kâh hoş sedamız...
Çocuklar, bizim tüten ocaklarımız...
Onlar, 'bahar çiçeklerimiz...

Onlar, dirilişimizin tanımı...

Onlar, geleceğe iz sürecek kimliğimizdir...

*

Yürekten sesleniyorum;
Çocuklar, "çocukluğunu yaşamalı, yaşatmak birincil görevimiz bu olmalıdır.

Onlar; koşacak, düşecek, eğlenecek, oynayacak ve büyüyeceklerdir.

Çocuklarımızın, gözyaşlarını silecek bizlere, büyüklere ihtiyacı var!
Çocuklarımızın, sırtını okşayacak yüreklere ihtiyacı var!

*

Gelelim bugüne ve bakalım Türkiye'ye...

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin imzacıları 18 yaşından küçük her bireyi şiddet ve istismardan koruyacak yasal ve toplumsal önlemleri almakla yükümlü.

Peki ülkemizin çocuk hakları karnesi ne durumda?

*

9 yaşındaki Mert, 4 yıl önce Kars'ta kaçırıldı. Cesedi bir gün sonra boş bir arazide bulundu. Tecavüze uğramış, boğularak öldürülmüştü.

*

6 yaşındaki Gizem, Adana'da sokağa çıktı. Oyun oynamak isterken kayboldu. Cesedi 4 gün sonra ormanlık arazide bıçaklanmış, yakılmış halde bulundu. Katili, Gizem'in ablasıyla evlenmek isteyip reddedilen akrabası çıktı.

*

Manisa'da kaçırılan 4 yaşındaki Irmak; cinsel istismar ve tecavüz sonrası öldürüldü. Katili, suçunu bir televizyon programında itiraf etti.

*

Kocaeli'nde 3 yaşındaki Arda "Merdivenden düştü" denilerek hastaneye ölü olarak götürüldü. Bağırsaklarında yırtık tespit edilmesiyle cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı. Arda'yı, annesi ve nikâhsız eşinin öldürdüğü ortaya çıkarıldı.

*

Ağrı'da 4 yaşındaki Leyla, Ankara'da da 8 yaşındaki Eylül öldürüldü.

Bunlar aynı akibete uğrayan binlerce çocuktan yalnızca birkaçı.

Ve çocukların katilleri, istismarcıları da çoğunlukla yakınları, tanıdıkları, ölüm sebepleri de ağırlıklı olarak istismar ve aile içi şiddet.

*

Ülkemizde çocuk istismarı, çocukların hak ihlali, şiddet ve kasten ölümlere ilişkin sağlıklı istatistik ve verilere ulaşmak da zor.

Zira derneklerin, bakanlıkların ve sivil toplum kuruluşlarının verileri ancak adli makamlara ve basına yansıyan vakalarla değerlendirilebiliyor. Birçok istismar ve şiddet olayı örtülü kalıyor.

*

Çözüm; idam hadım etme, ya da ağırlaştırılmış cezalar mı?

Hukukçular ve hak savunucuları ise çözümün ağırlaştırılmış cezalar değil, uzun vadeli korumacı ve önleyici önlemler olduğu görüşünde.

*

Ülkemizdeki çocuk cinayetlerinde zanlının suçlu bulunması halinde çoğunlukla ağırlaştırılmış müebbet hapis ile cezalandırılıyor.

Çocuk istismarı ve çocuğa şiddet suçlarında ise en ağır ceza 20 yıl hapis.

*

Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2010-2017 yılları arasında çocukların cinsel istismarı suçundan açılan davalardaki suç sayıları toplam 134 bin 960.

*

Suç sayıları 2014 yılına kadar artış gösteriyor. 2014'te 18 bin 104 olan suç sayısı, 2015 ve 2016'da düşüyor ve 2016'da 15 bin 51 oluyor. *

2017'de ise 16 bin 348'e çıkıyor.

2018'de yayınlanan Türkiye'de Çocuk İstismarı Raporu'na göre cinsel suç mağduru çocukların yüzdesi 2014'ten 2016'ya yüzde 33 arttı.

Çocuk mağdur sayısı 2014'te 74 bin 064 iken, 2016'da 83 bin 552'ye yükseldi.

Bugün ise 134 bin 960!..

*

TÜİK verilerine göre 2008-2016 yılları arasında çocuklar hakkında yapılan kayıp müracaatları da 104 bin 531 oldu.

*

Türkiye'de çocukların korunması ne yazık ki tarih yıl olarak 2020'yi göstermesine rağmen çözüme yönelik acil tedbirler alınacağına hala tartışılıyor.

Bu da çocuklarımızın korunmasını geciktiriyor.

YORUM EKLE