banner51

Delinin birine göre Emine Bulut cinayeti!

‘Delinin Bir’ine göre

Emine Bulut cinayeti!..

Ölmek istemiyorum!.. 

Bu haykırış Emine Bulut’un feryadıydı.

Çocuğunun gözleri önünde erkek şiddetine kurban oldu.

Son sözleriydi…

Kızının yanıtı da aynıydı:

Anne ölme!..

Söylenebilecek, yapılabilecek tek yorum şu:

Emine'nin “ölmek istemiyorum” çığlıkları; Özgecan'ındı, Şule'nindi, Münevver'indi, bugüne kadar erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybeden bütün kadınlarındı. 

Hepsi “ölmek istemiyorum” dedi, ama ne yazık ki…

Sen, ben, siz, biz ve bizler, hepimiz duy…ma…dık...

"Anne ölme" diyen çocuğun feryadı annesiz kalan tüm çocuklarındı.

“Anne ölme. Ne olursun ölme, beni yalnız bırakma” diye haykırdı hepsi, ama biz…

Sen, ben, siz, hepimiz yine duy…ma…dık...

O çığlıklar hep vardı.

Sadece biz orada değildik, biz duymadık, biz görmedik! 

Hiçbiri ölmek istemedi, hiçbiri hayattan ayrılmak istemedi. Ama onları hayattan koparan bir erk, kendine erkek diyen biri hep vardı.

Ne yazık ki ülkemizde kadınlarımız bu şekilde can vermeye, öldürülmeye devam ediyor.

Ama bu sefer duyduk, duydunuz, tanık oldunuz.

Peki, bu çığlıkları duyup susmak, kayıtsız kalmak mümkün mü?

Değil…

Yüz kere, bin kere, milyon kere, bir milyar kere değil!..

***

Delinin biri çıkıp da, bu vahşetin nedenini yazmaya kalksaydı şöyle derdi:

Öldürürler kardeşim…
Benim oğlum erkek adamdır dersen, 
Erkekler ağlamaz ağlatır dersen, 
Sünneti için toy düğün edersen, 
Eline oyuncak silah verirsen, 
Vur oğlum dersen, 
Mapus hane yiğit yatağı dersen, 
Kız gibi ağlama dersen, 
Vurduğun yerden kırdığın, 
Kemikten ses gelsin dersen, 
Yanında kadına kıza küfür eder,
Aşağılar horlar azarlarsan, 
Her boka karışma dersen, 
Bunların saçının yaşı ile, 
Gözünün yaşını kurutmayacaksın dersen, 
Kızından oğlunu üstün tutarsan, 
Bana dövülüp gelme, 
Döv de gel dersen, 
Anlattığın hikayelerde masallarda, 
Hep erkeği kahraman edersen, 
Benim oğlum işini bilir dersen, 
Kızından çok değer verirsen, 
Kızına değil hep ona güvenirsen, 
Bu evin erkeği sensin, 
Bacını terbiye et dersen, 
Okulda erkeklerle konuşursa, 
Döv gebert dersen, 
İşte böyle yetiştirirsen, 
Kurdu kuşu, börtü böceği, 
Ağacı ormanı insanlara, 
Saygı duymayı sevmeyi öğretmezsen, 
Beynine sevgisizliği şiddeti, 
Erkek üstünlüğünü yüklersen, 
Kadın da öldürür hayvan da öldürür, 
Orman da yakar insan da yakar, 
Yani daha çok Emine Bulutlar öldürülür,  
Böyle büyütürsen…

***

Delinin birine ait bu tespitlerin hepsi doğru…

Bir de olayın öteki yüzü var.

O daha da ürkütücü…

Aslında köklü çözümü eğitimde.
Küçük yaştan başlayarak kadın-erkek eşitliğinin içselleştirilmesinin sağlanması gerekir.

Çünkü; sorunun kaynağına inmeden olumsuz davranış başa geldikten sonra çözüm arayışları gerçekçi değildir. 
 
***

Bakın; ülkemizde son 15 yılda, kadına yönelik şiddet ve erken yaşta evlilik arttı, kadınların okullaşma ve istihdam oranları azaldı.

Dünya Ekonomik Forumu Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Raporu'na göre, Türkiye cinsiyet eşitliğinde 144 ülke arasında 131. sırada.

Kadına yönelik şiddet 4 kat, yüzde 392 oranında artmış.

Genç kadın işsizliği yüzde 23'ler seviyesinde.

Son 10 yılda 500 bin kız çocuğu evlendirilmiş.

Son 6 yılda 142 bin 298 kız çocuğu erken yaşta doğum yapmış.

***
 
Bir de, ders kitaplarına bakalım…

Müfredat ve Milli Eğitim Bakanlığı ders kitaplarında ne yazık ki kadınlarla ilgili şu ifadeler yer alıyor:

“Cariyenin kendi sahibesini doğurması kıyamet alametidir.

Erkek, kadınlar akraba değilse birden fazla kadınla evlenebilir.

Boşama yetkisi kocaya aittir.

Boşama için kocanın mahkemeye gitmesine gerek yok, "boş ol" demesi yeterlidir.

Anneleri ile zifafa girilmeyen üvey kızlarla evlenilebilir.

Miras payı Medeni Yasa'ya değil ayete göre düzenlenir.

Kadının "açmasına izin verilen avreti; yüzü, bilekleriyle birlikte elleridir…",
 

***

Bitmedi… 
Elbise, karşı cinsin dikkatini çekmemelidir.

Kadına bakmak haramdır.

Kürtaj cinayettir.

Estetik yasaktır.

Tekfir eden (dinden çıkan) erkekse, Müslüman bir kadınla evlenemez.

Dinini ve ahlakını beğendiğiniz dünürün oğluna kızınızı vermezseniz.
Kadın, eşinin sevmediği kimseleri evinize sokamaz, Erkeğinin hoşlanmadığı kimselerle konuşamaz.

Tüm bunlar, 10. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabında "Din ve Aile" başlığında
evliliğin önemi, içinde köle ve cariyenin de geçtiği Nur Suresi 32. Ayetle anlatılıyor.

***

Çocuklarımızın ders kitaplarında daha neler yok ki?

Müfredat ve ders kitaplarındaki milli devlet, Atatürk, insanlık onuru, kadın ve karşıtlığına dair yazılanları hayretler içinde kalarak, tarihçi Mustafa Solak’ın "Gayrimilli Eğitim" adlı kitabından çok geniş bir şekilde okuyabilirsiniz.

Tabi, sonuna kadar dayanabilir, sinir krizleri geçirmezseniz!..

Çünkü ben tamamlayamadım, bıraktım, sizi bilemem…

YORUM EKLE