Çocukluğum...

Biz küçükken, o kadar da iyi değildi birçok şey. Kıyafetler örneğin… Birçoğumuzun üstü başı şimdiki gibi değildi. Annelerin çoğu dikiş bilir kıyafet diker, ya da örgü bilir kazak örerdi. Tekstil filan gelişmiş değildi bugün gibi. Mağazalardaki kıyafetler çok pahalı idi. Çoğu kimse alamazdı. Yediğimiz içtiğimize gelince. Gençler inanmayacak ama. Bundan 40 yıl evvel doğum günü pastası için yanıp tutuşurduk. Öyle çikolata filan lükstü resmen. Hatırlayanlar vardır ki, çay, tüp, gibi kuyruklarda çokça beklenirdi. Büyük marketler yoktu. Mahalle bakkalından, kasabından alışveriş yapılırdı. Kimsenin altında şimdiki gibi arabalar yoktu. Birinin arabasına doluşup pikniğe, denize filan gidilirdi. Öyle büyük AVM’ler zaten söz konusu bile değildi. Mesire yerlerinde eğlenilirdi. Yakar top, ip atlamaca oynanır. Salıncak kurulur, sallanılırdı. Her akşam şimdiki gibi diziler yoktu. Yaz ise, akşamları mahallede oynar, kış ise evlerde toplanılır, akşam oturmasına gidilirdi. Ancak bayramlarda yeni kıyafet alınır, yeni ayakkabı o zamanlarda nasip olurdu.

Kimse kimseye malı mülkü için itibar etmez, malı mülküyle övünmek ayıp sayılırdı. İtibar gören konular, tahsil görmüş olmak, yabancı dil bilmek, çok yer gezmek, görgü kurallarına riayet etmek gibi şeylerdi. Ramazanda kimse çocuğuna dışarıda yemek vermezdi ki, gayrimüslimlerde buna itina gösterirlerdi. Herkes herkesin bayramını kutlar, cenazesine giderdi. Kim nereli, neye inanıyor, etnik kökeni nedir, bunlar konuşulmazdı. Yüksek sesle bunları söyleyerek insanları ayırmak, çok büyük kabahat sayılırdı. Televizyon belli bir saatte açılır. Haberlerde biri şişman şapkalı, diğeri esmer bıyıklı devlet büyükleri, mahalleden iki amca gibi atışır fakat yine tokalaşırlardı. Anlamazdık çoğunlukla biz çocuklar bu durumu. İki arkadaş küsmüş, sonra barışıp yine oyun oynuyor gibi algılardık. Sahiden böyleydi çünkü ailenin yarısı şişman şapkalıyı, diğer yarısı esmer bıyıklıyı tutar gibi olur. Sonra hep beraber cümbüşe devam ederlerdi.

Sahi biz çocukken kimseyi ayırmazdık. Ayırt etmeden sevmeyi bilirdik. Sadece insan olduğu için severdik. Mahalledeki hemen her evdeki yetişkinler teyze ve amca idi. Kimse sahipsiz kalmaz, “aman istismara uğrar mı “diye kimse düşünmez, çocuklar birbirlerinin evinde güvenle yer, içer, oynardı. Oyuncaklarımız da yoktu. Topraktan çamur yapar, ağaçlara çıkar meyve toplar, tahtadan, bezden oyuncaklarla oynardık. Öyle kavga filan ettiğimizde, anne baba da bulamazdık yanımızda. Barışırdık, yoksa arkadaşımız kalmazdı oynayacak. Birbirimize saygı göstermeyi, alttan almayı da öğrenirdik oyunlarda.

Biz küçükken çok da iyi değilmiş bir sürü şey. İmkansızlıklar içinde büyümüşüz. İmkansızlıklar büyütmüş bizleri. Yoktan var etmeyi, geçinmeyi, barışmayı, hoş görmeyi, çabalamayı öğrenmiş bir çoğumuz bu sayede. En güzeli de umut etmeyi becerebilmişiz bunca yıl. Çok da iyi değilmiş evet birçok şey. Ama güvenebilmişiz insanlara. Ahlak varmış mesela o zamanlar dile, dine, mezhebe, etnisiteye bağlı olmayan değerlerimiz varmış. Ayıp, günah herkese göre aynıymış. Canlılara zarar vermek günahmış mesela her dilde o zamanlar. Ağacı kesmek, hayvana eziyet etmek, kadına yan gözle bakmak ayıp ve affedilmezmiş mesela biz çocukken. Biz çocukken çocuklar tecavüzden ölmezdi böyle mesela. Lafı bile edilemezdi. Çünkü bunun cezası her yörede, dinde, görgüde aynıydı…

Meğer biz çocukken pek de iyi değilmiş birçok şey… Anlaşılan sadece yaşayabiliyormuşuz… Öylesine… Sade…Ama insan gibi insanca…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kenan Demir
Kenan Demir - 1 ay Önce

Ağzına yüreğine kalemine sağlık bu yazdıkların bizi mutlu ve bahtiyar yapardı herkes birbirinin elinden yürekten tutardı bir çift ayakkabısı varda amma cok mutlu idikkkk şimdi örnek benim herseyim varama mutsuzuz neden. Hocam çünkü nefisler azdı doyumsuz olduk asansörde günaydın demeyi unutukkkkk canım hacam bu yazıyı heryerde yayınlamak okuyanda uygulaması gercegi ile sevgiler

ÖÖ
ÖÖ - 4 hafta Önce

Çok güzel ifade etmişsiniz hocam her şeyi , evet belki bu yeni kuşağın çocuklarıyız ama geçmişi görmezden gelemeyiz, gelmemeliyiz . Herkes sizin gibi düşüncelerini bu kadar açık ve güzel bir şekilde yansıtabilseydi evladına , öğrencisine, bu yeni nesilin gençlerine; bu içler acısı , birbirinden kötü ve gerçekten acımasız, kanımızı donduran bu durumlarla karşı karşıya kalmaz , bu kötülüklerle yaşıyor olmazdık belki de kim bilir. Çok sağolun hocam, sizin böylesine güzel ama bi o kadar da geçmişe özlemle bakan ifadeleriniz için.