CHP'gillerin asansörü...

Doğruysa bile başkaları gibi “rezalet” falan demeyeceğim.

Çünkü hem ayıp hem de çok ağır bir yakıştırma olur.

O’nun bunun yazdıklarından esinlendiğimi, etkilendiğimi falan da düşünmeyin.

Ama Makine Mühendisleri İzmir Şubesi’nce, bu kentte kamuoyuna açıklama yapacak kadar ciddi bir olay yaşanıyorsa, bunun muhatapları olarak CHP Genel Merkezi ve CHP’li Belediye Başkanları işaret ediliyorsa, kimse kusura bakmasın, şapkamı önüme koyar ve ciddi olarak düşünmeye başlarım.

Dün yazıma şöyle başlamıştım:

“Hepimiz için yaşam süresince ilkemiz şu olmalı:

Hiçbir menfaat, hiçbir makam, hiçbir paye; evlatlara utanılacak bir soyadı bırakmaya değmez.

Bu nedenle susma değil konuşma…

Herkes gibi görünmek değil, kendi gibi olmak zamanıdır artık…

Tüm fikirlere saygılı bir ifade özgürlüğünün, hukuk ve vicdan normlarında yaşanan bir ülke yurttaşı olmak istiyorsak, “ama” demeye de hakkımız yoktur.

Hz. Ali şöyle der:

“Haksızlık önünde eğilmeyiniz çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz!..”

O zaman; hiç bir menfaat onurunuzdan, isminizden daha yüce değildir!..”

*

CHP Afyon Çalıştayı’nın ilk maddesi neydi?

Liyakat…

Bugün toplanan İzmir Çalıştay’ının ana gündemi ne?

İsraf, tasarruf ve şeffaflık.

Bir de;

Kendiniz ya da yandaşınız için değil, halka hizmet için çalışma…

Kemal Bey, bunu da şöyle seslendirdi:

“17 yıldır bu ülkeyi yönetenler, cepleri için çalıştılar. Fakir fukara için değil, yakınları, torunları, akrabaları için çalıştılar.

Biz kimin için çalışıyoruz? Hiçbir ayrım yapmadan vatandaş için.

Yeni siyaset anlayışımız  bu. Ahlaklı, adaletli, kimseyi ötekileştirmeyen bir siyaset." dedi.

*

CHP Genel Başkanı’nın bu sözlerini aslında tüm Başkanlar ama özellikle de birileri; rütbesi genel başkan Yardımcısı olan CHP’li kardeşimiz dikkatlice okumalı, hatta ezberlemeli.

Neden mi?

Çünkü resmen İzmir’deki CHP’li belediyeler üzerinden pazarlamacılık yapıyor da ondan!..

*

Sayın CHP Genel Başkanı…

Sayın Kemal Bey…

Sayın Kılıçdaroğlu; İzmir Makina Mühendisleri Odası’nın yazılı açıklamasını okudunuz mu?

O açıklamanın en can alıcı ve mutlaka açıklama yapılmasını gerektiren satırları şöyle:

"Söz konusu 'yandaş' firmanın yasada öngörülen belediye payı haricinde ilgili belediyelere ve hatta CHP Genel Merkezi'ne 'maddi katkıda bulunacağı' iddiaları artık ayyuka çıktı!.." .
Olay şu:

2012 yılından itibaren Türkiye genelinde ilçe belediyeleri, yönetmelik gereği akredite muayene kuruluşları ile asansör periyodik kontrol protokolleri imzalamak zorunda. Bu zorunluluk kapsamında Makine Mühendisleri İzmir Şubesi’nin de bünyesinde akredite muayene kuruluşu olan Asansör Kontrol Merkezi (AKM) var. Ve Türkiye genelinde 300’den fazla AK Partili, CHP’li, MHP’li belediyelerin sınırları dahilinde asansör periyodik kontrol çalışmalarını sürdürüyor. İzmir’de de tüm belediyelerin sınırları içinde çalışan asansörlerin periyodik bakım ve kontrollerini Makine Mühendisleri Odası yapıyor.

Bu nedenle de asansör kazalarının en az yaşandığı kentlerden biri İzmir.

*
Gelelim CHP’yi, parti genel merkezini ve üst yönetimini zan altında bırakan odanın iddialarına…

“Ülkemizde muhalefette bulunan siyasi partiler, 17 yıldan bu yana göz önünde yaşanan usulsüzlüklerin, adam kayırmacılığın sonucu olarak haklı bir şekilde iktidarı “yandaşlarını beslemek” ile itham etmekte, siyaseten bu durumu mahkum etmektedir. Fakat üzücüdür ki liyakata, yeterliliğe, yetkinliğe dayanmayan bu anlayışın, iktidarla sınırlı kalmayıp ana muhalefet partisi CHP’nin ilişkilerine de yansıdığına şahit olmaktayız. 
31 Mart yerel seçimleri sonrasında İzmir’deki bütün metropol belediyeleri, İzmir genelinde ise 24 belediyeyi yönetmeye hak kazanan CHP’nin bir milletvekili, bu belediyelerin bazılarını bir akredite muayene kuruluşunun temsilcileri ile birlikte pazarlamacı edasıyla kapı kapı gezmiş, bu bilgi fotoğrafları ile birlikte basına da yansımıştır. 
Yerel seçimler öncesinde, asansör periyodik kontrollerinin gerçekleştirilmesi doğrultusunda Odamız Asansör Kontrol Merkezi ile çok sayıda CHP’li belediyenin protokolü bulunmaktaydı. Ancak bu belediyelerin bir kısmının, Asansör Kontrol Merkezimiz ile olan mevcut protokollerini “yukarıdan” gelen yoğun baskı gerekçesiyle yenilemeyi düşünmediklerini beyan etmeleri ilginçtir. Üstelik, söz konusu “yandaş” firmanın yasada öngörülen belediye payı haricinde ilgili belediyelere ve hatta parti genel merkezine belirli bir oranda “maddi katkıda bulunacağı” iddiaları da kentimizde ayyuka çıkmıştır.

Bu noktada, CHP Genel Merkezi ve ilgili belediyeler tarafından yanıtlanmasını talep ettiğimiz sorular şunlardır:
-İzmir milletvekilinizin belediyeleri birlikte gezdiği asansör muayene kuruluşu sahipleri ile partinizin bir bağı var mıdır?
-Kamusal denetim olması gereken asansör denetimlerinin partiniz eliyle bir firmaya yönlendirilmesi, partinizin belediyecilik anlayışına uygun mudur? 
-Dikkat çekici biçimde birçok belediyeniz ile kısa süre içinde asansör periyodik muayene protokolü imzalayan akredite muayene kuruluşunca, belediyelerinize ya da partinize yönetmelikte tanımlanan belediye payı haricinde bir maddi katkıda bulunulmuş mudur ya da bulunulacak mıdır? Eğer böyle ise bunun adı rüşvet değil midir?
-Etik olmadığı nesnel biçimde ortada duran bir davranışla, bir firmanın temsilcisi gibi belediyeleri ziyaret eden, hatta baskı altına alan milletvekiliniz hakkında herhangi bir yaptırımınız olmuş mudur veya olacak mıdır?
-Mevcut iktidarı “yandaşlarını kayırmak, kollamak, belli bir kesimi maddi açıdan beslemek” ile itham ederken, bunun benzerini yerel iktidarları elinde bulundurduğunuz yerlerde uygulamanız siyaseten etik midir?
-Ülkemizde temiz, etik ve çıkar ilişkilerinden arınmış bir siyaset anlayışının hakim olmasına katkıda bulunmanın gereği olarak, bu soruların kamuoyunun bilgisine açık bir şekilde belediye ve parti yetkililerince yanıtlanmasını umuyoruz. MMO İzmir Şubesi olarak, koşullar her ne olursa olsun kamusal sorumluluklarımızın gereği olan denetimlerimizi tüm titizliğimizle sürdürme konusundaki kararlılığımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz…”
*

Buna, “yenilir, yutulur gibi değil” denir.

Zaten, CHP Genel Başkanı ya da genel merkezi bir açıklama yapmazsa, iddia doğruysa ve sessiz kalınırsa CHP için de, Kemal Bey için de bir banka reklamı örneği vermiştim.

Neydi o?

“Yok birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı Bankasıyız!..”

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hale Berin
Hale Berin - 2 hafta Önce

CHP li belediyeleri o milletvekili mi yönetiyor