Çeşme Denizi ölüyor!

Durun hemen “Erol tam yazın ortasında böyle bir yazı yazılır mı?” demeyin.

Evet, yazılır tam da zamanıdır. Benim görüşüme göre ‘’Pislikler halının altına süpürülerek temizlik yapılamaz.’’ Böyle bir konuda bana en güzel örneği 80’li yılların Çeşme Belediye Başkanı Nuri Ertan verdi.

Çeşme’de özellikle denizlerin kirlenmesinin önlenmesi için çok açık politikaların yürütülmesinin gerekli olduğunu 1986 yılında Çeşme Belediye Başkanı olan Nuri Ertan başlatmıştır.

Yeni Asır’da muhabir olduğum yıllarda bir gün Nuri Ertan “Erol sana bazı raporlar vereceğim bunları yayınla, bu raporlar halk tarafından bilinirse, Çeşme’nin geleceğini kurtarırız” dedi.

Ne miydi o raporlar? Başta Ilıca, Paşalimanı, Boyalık, Ardıç gibi Çeşme’nin en önemli plajlarından alınan su numunelerinin analiz raporlarıydı.

Sonuçlar tam bir felaketi gösteriyordu. Koli basili denen mikrop, saydığım plajlarda normalin çok çok üstünde çıkmıştı.

Hiç unutmuyorum “Nuri Başkanım, bu raporlar Çeşme’ye zarar vermez mi”, dediğimde;

“Hayır. Ben faydasının çok olacağına inanıyorum, insanlar nasıl bir denizde yüzdüklerini görsünler. Sızdırmalı yapılan fosseptiklerden sızan lağım sularının yer altı suları ile denize kadar nasıl ulaştığını herkes görsün. Bir an evvel Çeşme kanalizasyon sistemine kavuşmalıdır. Böyle bir yatırımı da Çeşme Belediyesi yapamaz. Devlet bize el atmalı” diyerek vahametin boyutlarını tüm İzmirlilerle paylaşmıştı.

O yıllarda bu haber bomba gibi patladı. Çünkü Nuri Ertan’ın verdiği haber tam Ağustos ayının başında patlatmıştı. O yılları hatırlayanlar bilir; birçok aile bu çok ünlü plajlarda denize girmedi.

Sonra ne mi oldu? Nuri Ertan’ın bu cesur girişimi faydasını gösterdi. Devlet Çeşme’ye el attı ve kanalizasyon çalışmaları başladı. Ondan sonra belediye başkanı olan Faik Tütüncüoğlu da Çeşme’nin çok büyük bir kısmının kanal alt yapısını bitirdi.

Şimdiki tehlike 80’li yıllarda yaşanandan daha büyüktür. Başta Ildırı Körfezi olmak üzere tüm Çeşme sularındaki kurulu olan balık çiftliklerinin yaydıkları pislikler ve kirlilik Çeşme denizi için en büyük felaket ve yok oluşun başlangıcıdır.

Gelecekte bizi bekleyen tabloyu şöyle açıklayayım. Çok değil 12-15 yıl geriye gidin. Tüm Çeşme plajlarının kayalık kısımlarının denizkestaneleri ile kaplı olduğunu hatırlayacaksınız. Hatta bazen ayaklarımıza batar zeytinyağı ve toplu iğne ile çıkarmaya çalışırdık.

Şimdi Çeşme denizlerinde denizkestanesi görüyor musunuz? Cevap koca bir HAYIR.

Neden denizkestaneleri yok oldular? Niçin Çeşme sularını terk ettiler?

Bu canlıların gitmelerinin tek bir gerekçesi vardı, denizler hızlı bir şekilde kirlenmeye başlamıştı. Çünkü denizler kirlenmeye başlandığında o suları terk eden ilk canlı denizkestaneleridir. Onların terk ettiği kayalıklarda da yavaş yavaş siyah midyeler üremeye başlar.

Yine 15-20 yıl öncesine gidelim Çeşme denizinin kristal suyunu gözle görebiliyor musunuz? Bilakis tam tersine başta Ilıca, Dalyan, Eşek Adası koyları ve Ildırı denizi olmak üzere tüm bu kıyılarda su artık eskisi gibi berrak değil bir yağlanma söz konusudur. Suya daldığınız zaman eski yıllarda 15-20 metreyi cam gibi seyrederken şimdilerde bu mesafe 4-5 metrelere düştü.

İşte bu kirlenmenin ana sebebi Ildırı Körfezi’ndeki, başta Orkinos olmak üzere diğer balık çiftlikleridir. Her gün buradaki balıklara verilen onlarca ton yemin yağları ve bu hayvanların atıkları Çeşme denizini hızla kirletmek ve akıntılarla bu kirlilik ve yağlanma her plaja yayılmaktadır.

Bir soru sorarak bu konuyu kapatacağım.

Neden Türkiye kıyılarındaki balık çiftliklerinin işletmelerine Yunanlı iş adamları yoğun bir şekilde talip olmaktadırlar? Yunanistan’ın kıyı şeridi uzunluğu adaları da işin içine katarsak en az bizim kadar vardır.

Bizim kıyılara bu Yunan ilgisi nedendir acaba?

Gelelim diğer bir kirlenme nedenine yıllardır başta Çeşme olmak üzere tüm kıyılarımızda deniz patlıcanı katliamı vardır. Milyonlarca deniz patlıcanı acımasızca toplandı ve toplanmaya devam etmektedir. Yakında sularımızda tek bir deniz patlıcanı göremeyeceğiz. Çünkü neslini kurutmak üzereyiz.

Deniz patlıcanları denizlerin süpürgesidir. Bir deniz patlıcanı yılda 150 ton pis kumu filtre eder ve temizler. İşte çok yakında kıyılarımızda ki pırıl pırıl kumlarının karardığını ve bataklık haline dönüştüğünü görürsek hiç şaşırmayacağız.

Topladığımız deniz patlıcanları Japonların sofralarına salata malzemesi olmaktadır. Türkiye’ye yıllık 6-7 milyon dolarlık bir döviz girdisi katkısı vardır. Bu kadar küçük bir gelir için kıyılarımızın karartılmasına ne gerek vardır.

Bakın Çeşme’nin denizlerinin kirlenmesi gözümüzün önünde son 15 yılda oldu. Şayet gerekli tedbirler alınmazsa çok yakında Çeşme’de birçok sahilden denize giremeyeceğiz.

Bugün sularımızı bu şekilde yok eden ve kirleten işletmecilerin torunları dâhil hiçbirimiz gelecek nesillere cevap veremeyeceğiz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Turan Şiriner
Turan Şiriner - 1 hafta Önce

Sadece Çeşme değil, Karaburun'da aynı şekilde.

nilgun yoldas
nilgun yoldas - 1 hafta Önce

dalyanda evim var.kampanya sirasinda belediye Bsk. laritemizlige vurgu yapip oy avciligi yapip.secim bittikten sonra degisen birsey yok.uzgunum

Özden Becerik
Özden Becerik - 6 gün Önce

Doğduğum günden beri çeşme yaşadık çeşmeyi çok seven bir aileyiz evet tespitlerinize canı gönülden katılıyorum çok geç olmadan önlem alınmalı gerçekten pollüsyon hat safha yağlı ve bulanık denizimiz senelerdir vidanjöre ihtiyaç duymamış Paşalimanı evlerinin olduğunu çok yakından biliyorum ? Belediye mevzuatı bilen alt yapıyı düzeltecek inşaat mühendislerine önem vermeli ama müracaat eden ler bedense dikkate alınmıyor her şey güzel olsun istiyoruz

Vildan Gündoğdu
Vildan Gündoğdu - 6 gün Önce

Geçen hafta Ayayorgide denize giremedim deniz yüzeyi üzerinde hafif yağlı bir tabaka vardı muhtemelen teknelerin sintinelerinden kaynaklı!Güzelim koy bitmiş!Ötrofike olmuş dşvi görünmüyor bulanık halbuki 20 yıl önce her gün giderdik dibi görünür su sütunu berraktı!Göz göre göre denizlerimizi kirletiyoruz ve içine girip yıkanıyoruz bu insanoğlu garip gerçekten

Ugur Kasapoğlu
Ugur Kasapoğlu - 5 gün Önce

Çok doğru bir teşhis ,bir kaç gün evvel teknemle nadiren gittiğim Aya yorginin yanındaki Hacettepe denen plaja gittim .geçen sene veya daha evvel ki senelerde 5/6 metre derinliğe demirler ,ve demirimi görerek denize salardım . Şimdi artık dip görünmüyor . Su berraklığını kaybetmiş . Balık çiftlikleri ve sayısı artan motor yatlar ,oteller ,villalar ,restoranlar hepsinib katkısı var deniz kirliliğinde .