Büyüme Rakamlarını Nasıl Okuyalım?

BEN HABER GAZETESİ 62. SAYI

Bazı tablolar var ki milletlerin hayatında unutulmazlar arasına katılır. “Biz Cumhuriyeti böyle kurduk” tablosu da bu fotoğraflardan birisidir. Ülkenin hangi badirelerden geçtiği, nelerle mücadele ettiği, çekilenler ve ardından felaha erme dönemleri de aslında bu fotoğrafın renklerinde ve kişilerinde, hatta mekanlarında bile gizlenmiştir. 

Bu fiili gerçek ise devletler için de vazgeçilmez bir durumdur. Ancak ekonomik anlamda ele geçirilmek istenen ülkeler için de bazı veriler farklı gösterilebilir. Son dönemde IMF ve Dünya Bankası’nın peşpeşe Türkiye’nin 2017 ve 2018 büyüme rakamlarını revize ederek yükseltmesi de böyledir. İlk olarak IMF rakamları düzeltme gereği duymuştur. Öncesinde, Türkiye için 2017 büyüme rakamlarını %3 olarak belirleyen IMF ve daha önce Nisan ayında 2017 için büyüme rakamını %3 ‘ten % belirleyip Nisan raporunda %2,5’e düşürmüştü. Son dönemde ise %5,1 olarak yeniden düzeltme ihtiyacı hissetti.  Önemli olan rakamların düzeltilmesi değil, iki katına varan oranlarda düzeltmenin yapılmış olmasıdır. Dünya Bankası ise olayın daha farkına varamamış olmalı ki onlar da yılsonu için büyümeyi %4 düzeyinde belirlemiş oldu. 

IMF'nin raporunda Türkiye'ye ilişkin tek değerlendirmelere, "Yükselen ve Gelişen Avrupa" başlığı altında yer verildi. Söz konusu ülke grubundaki büyümenin, Türkiye’ye ilişkin pozitif beklentilere paralel olarak hızlanacağı belirtilen raporda, "Türkiye'nin ihracatı 2016'nın son ve 2017'nin ilk çeyreğinde güçlü toparlandı." ifadesi kullanıldı. Ekonomi yönetiminin çok heyecanla karşıladığı bu gelişmeler, onların daha yüksek rakamlar ifade etmesinin ve belirlemesinin de önünü açmış oldu.

Büyüme оrаnlаrındа ihrаcаttaki artış önemli ölçüde etkili oldu. Eylül ihrаcаt rаkаmlаrınа bakıldığında yükselişin devam ettiği ve bir önceki aya göre % 8,67 oranında аrtış görülmektedir. 

Elbette Türkiye gibi ihracatı ithalata bağımlı olan bir ülke için, iharacat artarken ithalatın durması beklenemez, öyle de oldu…  Aynı оrаndа da ithаlаt аrtışı da gerçekleşmiş oldu. Bilindiği gibi yаrı mаmul ürünlеr ithаl edip bunun mаmulе dönüştürülmesi, sonuçta ithalatı da arttırmaktadır. 

Her şeyin başı üretim. Üretim Sanayi еndеkslеrinе bakıldığında hem аğustоs hem de еylüldе bariz bir şekilde yukаrı doğru hareket görülmektedir. Bu da hem Türkiye еkоnоmisinе оlаn güvеnin hem de rееl sеktörün aktif olduğunu göstermektedir.

Özellikle Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde % 5,1 ile yüksek oranda büyümesi hedeflerin bu yıl için tutacağını göstermektedir.  Hükümetin uygulamaya koyduğu teşvik ve desteklerin etkisi de bu süreçte görülmüştür. Bunların ne kadar yerinde olduğu yılın ilk yarısında elde edilen yüksek büyüme ile kendisini göstermiştir.

Buna paralel ekonomideki öngörülebilirlik olumlu yöne dönmüştür. İç talep, kredi genişlemesi ve vergi indirimlerinin yanı sıra ekonomide beklentilerin iyileşmesi de ekonomik büyümenin sürükleyicisi olmuştur. Ekonomi zaman zaman kamunun tetikleyici etkisine muhtaç kalabilir. Ancak bunun olumlu sonuçlarını görmek daha da fazla etki oluşturacaktır. 

Yatırımlar konusu da özellikle referandum sonrası pekişen siyasi ve ekonomik istikrara ek olarak iyileşme gösterecektir. Yurt içi yatırımlar yaklaşık %10 artmıştır.  Burada sadece yabancı doğrudan yatırımlar için OHAL uygulamalarının olumsuz etkisinin olacağı söylenebilir. OHAL süreci de Türkiye’de “OHAL gibi” uygulanmadığı ve sadece tehdide odaklandığı için halk bunu çok rahatsız edici bulmamaktadır. Ancak bu durumun yabancı yatırımcıya anlatılabilmesi önemli olacaktır. 

YORUM EKLE