Aşka düşmek

Kimi ilk görüşte aşk der, kimi aşk nedir diye sorar? Kimi aşka inanmaz. Kimi aşksız yapamaz. Gerçekten nedir aşk? Hatta günü bile var. “ Valentine’s day” meşhur sevgililer günü. Sevgililer gününe dair birçok hikaye vardır. En bilineni ise, Aziz Valentine’nin hikayesidir. Roma döneminde çok zalim bir kral olan İmparator ikinci Claudius, ordusunda savaşacak asker bulamadığı için, Romalı erkeklerin evlenmeleri ve aile sahibi olmalarını engellemek için nişan ve evlilik yasağı getirir. Çünkü Romalı erkeklerin eşlerinden, sevgililerinden kopamadıkları için orduda savaşmak istemediklerini düşünür. Bunun üzerine imparatorun bu yasağına karşı çıkan Aziz Valentine, Roma’da yaşayan bir din adamıdır ve insanların evlenmelerini sağlamakta, nikah kıymaya devam etmektedir. Durumu öğrenen imparator Valentine’ i tutuklar, döverek öldürtür. Aziz Valentine, MS 270 yılının 14 Şubatında ölmüştür. Her zalim ve zulüm edenin karşısında, insan için, insan varoluşunun en güzel eylemi sevgi ve aşk için hayatını tehlikeye attığı için de pek kıymetli bir insandır. Sonra ne olmuş, 14 Şubat Valentine günü olarak anılmaya başlamış. Ardından sevgililerin birbirine kartlar gönderdikleri, hediyeler aldıkları bir sisteme dönüşmüş.

Günümüzde sevgililer günü kötüleyicileri olduğu gibi, günü abartarak kapitalist sisteme hizmet eden bir grup insanımız da bulunmaktadır. Ancak bu güne ait en güzel şeyin, bir insanın kendisini aşk uğruna feda etmesi olduğu, göz ardı ettiğimiz bir gerçektir. Üstelik kendi aşkı değil, başkalarının aşkları için, aşkın devamı için… Sezen ablanın da dediği gibi “Beni yak kendini yak, her şeyi yak... Bir kıvılcım yeter ben hazırım bak…Aşk için ölmeli… Aşk, o zaman aşk…” Bütün bunların meali şudur ki, aşk iki günlük heves değildir. Aşk yaşamın kendisidir. Dünyanın dönme sebebi, insanların uğruna canlarını yitirdikleri, bazen uğruna savaşların çıktığı, ölüm gerçeğine ve korkusuna kafa tutan yegane vecd halidir. Yani öyle küçümsenecek bir olgu değil, aksine önünde saygı ile eğilecek bir haldir.

Aşkın bu halinin değer sebebi, kişinin kendisinden çıkan bu duygunun diğerine atfedilmesi, ancak karşı tarafa yapılan bu değer yüklemesinin kendisi tarafından yapıldığının unutulmasıdır. İnsanlar aslında aşkın kendisi olduklarını unuturlar. O yüzdendir ki, bazılarımız var olan bir çok nesneyi aşk ile sever. Aşk nesnesi kişiden kişiye değişebilir ki; bazen aşık olduğumuz işimiz, çocuğumuz, köpeğimiz, eşimiz, çiçeklerimiz ve birçok şey olabilir. Mesele şudur ki, insanoğlu yüzyıllar boyunca aşık olabileceği durumları kollamıştır. Varoluşun tek gerçeği için kendilerini unutmuşlardır. Bazen ucuz heveslerle, bazen cinsel arzuları ile karıştırmışlar, ama yine de aşık olmaktan vazgeçmemişlerdir. İngilizcede aşık olmak “ falling in love ” diye bilinir. Tam olarak bizdeki karşılığı aşka düşmektir. Aşık olma eylemini aslında çok iyi ifade eder. Sanki eninde sonunda hepimizin başına gelecek ve bir gün herkes aşka düşecek gibi geliyor kulağa. Bir çok bilim adamının, siyasetçinin, edebiyatçının, sanatçının malzemesi, araştırma konusu bile olmuştur aşk.

Bir bilim insanı olarak aşka dair benim söyleyeceklerimi gençlik yıllarımın unutulmaz şarkılarının sahibi Sezen Aksu özetlemiş. “Görünüşüme bakıp da sen beni sakın ha, Cin fikirli sanma, Hani yağmasan da gürle benim durumum, Çalımıma aldanma, Okurum, yazarım, konuşurum, Kelimelerin efendisiyim ama, Aşka gelince enikonu safım, Sen şanıma inanma”.

Her gününü aşkla yaşayanlara, aşka düşmekten korkmayanlara, yok oluşa aşkla kafa tutanlara saygılar o zaman…

YORUM EKLE

banner47