Almanya ile İlişkilerin Ekonomisi

BEN HABER GAZETESİ 60. SAYI

 

Almanya, Türkiye’nin ihracatında birinci ithalatında ikinci sıradadır. Toplam ticaret 36 milyar dolar.  Turist sayısında ise 4 milyona dayandığı oldu. 7000 kadar Alman sermayeli şirketi de unutmayalım. Fotoğraf açık. Almanya ekonomide sağlam ortaklık kurduğumuz bir ülke.… Milli Gelirin yüzde beşi, neredeyse Almalarla ticaretten geliyor.

Ancak rahmetli Hablemitoğlu’nun dikkat çektiği dönemden bu yana değişme yok: Alman Vakıfları ve meşhur BND’sinin Alman egemenliği konusunda pek boşluk bırakmaya niyetleri yok. “Kapıdan gidip bacadan girme” vaziyetleri.  Özellikle, Türkiye muhaliflerini barındırması 12 Eylül’den beridir devam eden bir alışkanlık. Bunda Almanya’da yaşayan 2 milyondan fazla Türk’ün de etkisi bulunmaktadır. Avrupa’daki 5 milyon Türk’ün yarıya yakını Almanya’da. Türkiye’den ipini koparanın soluğu Almanya’da almasını bu yüzden anlaşılır buluyoruz. 

Yeşiller Partisi’nden Cem Özdemir’in “Berlin Türkiye’ye fazla nazik davrandı” ifadeleri ise çekişmeyi köpürtmeye yönelik, seçim heyecanı ile seçmene selam olsa gerek. Özdemir’i, vatandaşı olduğu memleket, yemin verdiği bir anayasa ve siyasi faaliyetlerini yürüttüğü bir ülke olarak Almanya adına “sivri sözler” sarf etmesini bu yüzden anlamak mümkündür.
 
15 Temmuz ilticacılarını kabul etmesi ve  tutuklanan gazeteciler sebebiyle orta gerildi tabii. Bunların ekserisi gasteci görünümlü ajanlar… Barış elçileri, gönüllüler…. Gerilimin de bir sonu var, düzelecek elbette… Devletlerde ebedi dostluk ve sonsuz düşmanlık olmadığını biliyoruz.
Kısaca üç konu var, ihtilaf çıkartan:
Almanya’nın Türkiye aleyhine casusluk faaliyetleri ve tutuklamalar,
İncirlik üssünün kullanımı konusunda Türkiye’nin izin vermeyişi,
15 Temmuz sonrası zanlıların Almanya’ya ilticaları ve yenilerinin iltica talepleri,
Başta da belirttiğimiz gibi Almanya ile  “küstüm oynamıyorum” mümkün değil. Bir de önümüzde  AB patronu olan bir ülkeden söz ediyoruz. Mülteci anlaşmaları var. İyi kötü Suriye ve Irak’ta faaliyet gösteren ve bunu taşeronlar eliyle değil doğrudan yapan bir ülke olarak Türkiye var. Bu demektir ki eninde sonunda bu bölgede plan kurgulayanar için Türkiye ya müttefik olacak, dost olacak; ya da planlarına engel bir ülke olarak, düşman olarak tanımlanacaktır. 
AB’deki ekonomik kriz bitmedi bir türlü. Borcunu ödeyemediği için, Yunanistan’ın havalimanlarına el koyan bir ülkeden söz ediyoruz. Kriz ülkelerini dümdüz “domuzlar” anlamına gelen kelimeyle - PIGS (Portekiz, Italy, Greece,  Spain) sövmekten çekinmeyen bir şansölyenin yönettiği ülkeden  bahsediyoruz. 
Almanya’nın Büyükada’da gözaltına alınan Alman vatandaşı Peter Steudtner ve arkadaşlarının mahkemece tutuklanması da Ankara – Berlin hattında tansiyonu yükseltmişti. Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in, “Türkiye ile ilişkiler böyle devam edemez.” demesiyle yapılan karşılıklı açıklamalar, gerilimi bir seviye daha arttırmış oldu.

Merkel’in de “Büyükada”da gözaltına alınan 10 kişiden altısının mahkemece tutuklanmasına ilişkin “tutuklama kararını kınıyoruz.” diyerek özellikle Steudtner’in tutuklanmasının “tamamen haksız” olduğunu söylemesi sadece Almanya değil AB, mülteciler, Gümrük Birliği ve ticari faaliyetler konusunda da etkisini gösterecektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimlerde oy kullanacak Türk uyruklu Alman vatandaşlarına yaptığı çağrı ise seçimler konusunda yeni tartışmaları da başlatmış oldu.

Zor Oyunu Bozar mı?
Almanya ile ticaret, turizm ve yatırımlar konusu sürecin hızlı düzeleceğinin bir göstergesidir. Sonuçta siyasilerin kararlarının engelleyici değil geliştirici olması beklenir. Türkiye’nin en önemli ihracat yaptığı ülke, en çok vatandaşının yaşadığı ülke ve en fazla turist ağırladığı ülke olarak Almanya’nın “suçüstü”   psikozunu, seçim döneminin de etkisiyle belirli bir zaman içinde, çözüm ve gerilimi düşürme yanlısı olarak değiştirmesi beklenmektedir.

YORUM EKLE