Adın yazılacak mücevher taşa!

Eylül ayı gelince nedense şiirler, şarkılar Eylül ayının duygusallığı ile yayınlanan yazıların çokluğu dikkat çekiyor.  Eylül ayının bizim içim önemi aile kadınlarının doğumlarının kalıtsalmışçasına bu ayda olmasıdır. Annemin benim ve güzel kızımın doğum ayıdır Eylül. Benim doğduğum gün olan 2 Eylül eşimin doğduğu şehrin, Eskişehir’in kurtuluş günüdür.  Ailede bu, güzel bir enstantane olarak anılır. Ben doğmasam eşim doğmayacaktır.

EYLÜL’ün anlamı en güzel 9 Eylül, İzmir’in kurtuluşu ile hatıralarda. 

Zaman zaman Atatürk’ümüze olan suçlamalara büyük üzüntüyle tanık oluyoruz. Oysa Osmanlı Padişahı VI.M.Vahdettin’in Sevr Anlaşmasını onaylaması ile kadim Anayurt Anadolu’nun elden çıkışı ve emperyalistlerce işgal edilmesi  gerçekleşmiş, milletvekilleri tutuklanmış ve sürülmüştü. Mustafa Kemal Paşa bu elim olayı zekâsıyla fırsata çevirmiş Ankara’da Büyük Millet Meclisini toplamıştı.

23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan ilk Meclis, Sevr’i tanımadığını ve anlaşmayı imzalayan son Osmanlı Padişahı Vahdettin’i hain  ilan ettiğini tüm dünyaya duyurmuştur. Anadolu’da hareke geçilen direnişlerle M. Kemal Paşa komutasında 23 Ağustos – 12 Eylül 1921 arasında 22 gün – 22 gece süren büyük savaş başarılmış ve Yunan orduları püskürtülmüştür. 26 Ağustos 1922 sabahı dikkat ve titizlikle hazırlanan taarruz planı uygulamaya konulmuş,  26-30 Ağustos 1922’de yapılan Büyük Taarruz, Türk İstiklâl Harbi’nin son safhası olmuştur. 30 Ağustos “Başkomutan Meydan Muharebesi” nde bir gün içinde Yunan ordusunun en önemli bölümü etkisiz hale getirilmiştir. Devamında İzmir’in işgalden kurtarılması, Türkiye’nin emperyalizme karşı verdiği mücadelede öncelikli bir hedef haline gelmiştir. İzmir, Türkiye’nin varlığına yönelik tehditleri, yaşanan kaygıları, çekilen acıları hatırlatan bir simgedir artık...

İzmir’e ilk giren süvari kolordusu müfrezesi kumandanı Yüzbaşı Şerafeddin, o güne ait anılarını şu cümlelerle aktarmış: “9 Eylül sabahı Sabuncu Boğazı’ndan çıkar çıkmaz bütün ihtişamıyla Akdeniz’in kıyısında uzanan İzmir’i gördük. Senelerden beri derin bir hasretle özlediğimiz İzmir şimdi gözümüzün önünde idi. Bu esnada heyecanımız fevkalade artmış, gözlerimiz sevinç gözyaşlarıyla dolmuştu. Bütün süratimizle İzmir’e doğru koşuyorduk.” Aynı gün Mürsel Paşa’nın Mustafa Kemal Paşa’ya çektiği telgraf da İzmir’in kurtuluşunu, 10 Eylül sabahı Hakimiyet-i Milliye’nin ilk sayfasından tüm ülkeye duyuruyordu: “Muzaffer milli ordumuzun yorulmaz süvarileri bizler düşmanın İzmir önündeki son mukavemetini kırarak 9 Eylül 335, 10,30 da şehre dâhil olduk. Halkın solgun gözyaşlarıyla derin hürmetlerini iblağ ile bahtiyarım.”

Gâvur değil de güzel olan, laik kalan, Atatürk kokan şehir, Atam gibi sadece zeybek oynarken diz çöken  canım İzmir!!!! Mustafa Kemal Atatürk’le doğan İZMİR!!!!   Mustafa Kemal Atatürk’le doğan ve yaşayan İZMİR!!! İyi ki doğdun İZMİR!!!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Harika bir yazı olmuş tebrikler
Harika bir yazı olmuş tebrikler - 1 hafta Önce

Eylül ayı herzaman çok sevdiğim bir mevsimdir hepimize mutluluk getirsin insAllah