ABD'de seçime 5 kala: Adayların Türkiye'ye bakışı

Ne kadar ilgileniyorsunuz bilmiyorum ama, kişisel olmasa bile ABD Başkanlık seçimleri, kazanan-kaybeden açısından ülkemiz; Türkiye için ciddi anlamda önemli.

An itibarıyla, ABD Başkanlık seçimi için anketlerde Joe Biden yüzde 52, Donald Trump ise yüzde 44 civarında ilerliyor.

Ancak ABD seçim sistemine göre vatandaşın verdiği oy direkt olarak sayılmıyor.

Sonunda eyalet çapında, eyaletin nüfusuna bağlı olarak hesaplanan Seçmen Heyetleri oluşuyor ve hepsi birlikte sonunda Seçim Heyeti'ni (Electoral College) oluşturuyor.

Seçim Heyeti'nin barajı olan 270'i an itibarıyla Biden 295 puanla aşacak gibi duruyor.

Ancak kimi kaynaklar, anketlerin yapılış biçimleri ve bu seçimlerde uygulanan erken oy verme uygulamasının farklı sonuçlar verebileceğine işaret ediyor. Özellikle de son yüzyılın en usta anketçisi olarak bilinen ve 2016 seçim sonuçlarını da tahmin eden Robert Cahaly bu noktaya dikkat çekiyor.

*

Adayların vaatleri ve duruşları ABD'de de, ülkemizde de çokça tartışıldı.

Seçime 5 gün kalmışken hepsini bir özetleyelim ve bu seçimin sonucunun Türkiye üzerindeki potansiyel etkilerine bir göz atalım.

DONALD TRUMP

Trump'ın son 4 yılda özellikle istihdam açısından ABD ekonomisini ilerlettiği söylenebilir. Bir yandan da çok tartışılan katı göç ve sınır politikaları, kadınlara karşı üslubu ve tutumu, ırksal eşitlik ve adalet tartışmalarındaki görüşleri, George Floyd protestoları üzerine yükselişe geçen polis reformu taleplerine karşı polisi olduğu gibi tutma sözü ve iklim değişikliğine olan ilgisizliği, yeni dönemde seçilirse sürdüreceği politikalara dair ipuçları taşıyor.

TÜRKİYE GÖLGESİ

Trump'ın 2016 seçim vaatleri arasında olan ABD'nin dış dünyaya karşı daha izole olma politikasının, 4 yıllık süreç içinde çıkar uyuşmaları dâhilinde zaman zaman Türkiye'nin lehine bir senaryo çıkardığı söylenebilir. Özetle ABD ile NATO destekli F-35 anlaşmasında çeşitli pürüzler yaşayan Türkiye'nin Rusya'dan S-400'leri almasından sonra ABD Meclisi'nin Türkiye'ye CAATSA yasası kapsamında ambargo koyma sürecini ciddi anlamda yavaşlatan nihai unsur, Trump'ın eseridir.

Diğer yandan, Trump'ın Suriye'den ABD askerini çekmesi de çok konuşulan bir konu oldu. Genelde dış politikada ayrı düşen Cumhuriyetçi ve Demokratlar hem fikir olup Başkan'ın bu kararına katılmadı.

*

Bu ve daha bir sürü bölgesel politika ve Türkiye'deki hükümetin manevra alanını göz önünde bulundurursak Trump'ın ABD dış politikası çerçevesinde Türkiye'ye yeri geldikçe daha fazla alan tanıyor gibi göründüğü söylenebilir.

*

Ancak, Trump'ın Türkiye hakkındaki görüşlerinin Meclis katında gitgide daha çok huzursuzluğa yol açtığını iki tarafından da politikacıları dile getiriyor ve çıkar ve değer dengelerinin değişebileceğine işaret ediyor.

JOE BİDEN:

Biden, kendisini ortanın solu olarak konumlandıran, ancak partinin çıkardığı diğer adaylar Bernie Sanders ve Elizabeth Warren'dan da çok uzak mizaca sahip deneyimli bir politikacı imajı sergiliyor.

Biden'ın seçim vaatleri arasında ırksal adalet, halk sağlığı ve iklim değişikliğine dair değişiklikler yer alıyor.

TÜRKİYE'YE ETKİLERİ:

Eğer Biden seçilirse Türkiye'ye karşı takınacağı tutum, Trump'ın tutumuna göre daha az ilgili olacak gibi görünüyor.

Biden, herkese hitap etmeye çalışan orta bir aday olarak kampanyasını sürdürdü. 47 yıllık siyasi kariyerinin bir parçası olarak da ortaya sunduğu en büyük dış politika vaadi, ABD'nin Trump başkanlığında uzaklaştığı Birleşmiş Milletler Kadın Kolu ve Dünya Sağlık Örgütü gibi çok uluslu örgütlerle bağların yeniden güçlendirilmesi ve ABD'nin yeniden dünya diplomasisinde itici bir güç hâline gelmesi.

Biden, Trump'ın aksine Soğuk Savaş dönemindeki ABD dış politika tarzına daha yakın bir aday ve bu Biden'ın Trump döneminin daha az müdahaleci olarak görünen Orta Doğu politikalarından keskin bir dönüş yapabileceğine işaret ediyor.

THE NEW YORK TİMES RÖPORTAJI:

Biden'la ilgili Türkiye'deki en çarpıcı tartışma da yakın zamanda gündeme damgasını vuran Biden'ın adaylığı kesinleşmeden önce verdiği The New York Times röportajı.

Biden bu röportajındaki sert mizacıyla, kendisinin Türkiye'deki muhalefete daha çok destek vereceğine ve Doğu Akdeniz'deki dış politikaya farklı yaklaşımlarda bulunacağına dair söylemlerde bulundu.

Bu röportajdaki ulusal egemenliği azımsayıcı yorumları, çeşitli devlet insanları ve politikacılar tarafından da sertçe eleştirildi. Bu yorumların da Biden'ın başa geçmesi durumunda mecliste aylardır dönen CAATSA yasası gereğince uygulanacak ambargonun yürürlüğe gireceğine ve döviz kurunun gittikçe daha çok oynayacağına işaret ettiği söylenebilir.

VE SON:

Seçim sonunda kim kazanırsa kazansın, kanaatim, Batı'ya yakın bir Türkiye ABD'nin tercihi olacaktır. Dolayısıyla dış politikada farklar olsa da günün sonunda Türkiye jeopolitik konumundan dolayı hâlen kıymetini sürdüren bir yerdedir.

Tamamen eldeki bilgilere bakacak olursak, Trump tekrar seçilirse, Önce-Amerika dış politikasını elinden geldiğince sürdüreceğe benziyor.

Fakat Meclis'i ve Senato'yu ne kadar kendi tarafında tutup potansiyel bir karar kilidinden kaçabilir, orası meçhul. Eğer Biden seçilirse 4 yıllık alışılmışlığın dışında yeni bir düzen gelecek ve tarz olarak farklı iki liderin bir değer-çıkar dengesi kurması gerekecek gibi görünüyor.

NOT: ABD'den Akasha Coral'a bu bilgileri benimle paylaştığı için teşekkürler.

YORUM EKLE